TARIMSAL SAVAŞIN İLKELERİ ORGANİK TARIMDA KULLANILACAK YÖNTEMLER

 

 HAZIRLAYANLAR

 Dr. Nilgün YAŞARAKINCI

Ziraat Mühendisi

Dr. Özlem ALTINDİŞLİ

Ziraat Mühendisi

Tülin KILIÇ

Ziraat Mühendisi

Zirai Mücadele Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü

 Bornova-İZMİR

 Giriş

Bugüne kadar artan nüfusun besin ihtiyacını karşılamak üzere tarımsal üretimde verim ve üretim artışı ana hedef olmuştur. Ürünün kalitesinin iyileştirilmesi, üretim girdilerinin azaltılması, doğal kaynakların, insan ve çevre sağlığının korunması ikinci planda kalmıştır. Birim alandan en yüksek ürünü alabilmek için yoğun girdi uygulanılması ile toprak erozyonu, toprak yapısının bozulması, zararlı kimyasalların birikimi ve yer altı sularının kirlenmesi sonucu çevre sorunları ortaya çıkmış ve sürdürülebilir tarım yapma imkanları tehlikeye girmiştir. Bu sorunların ortaya çıkması sonucu çevre ile uyumlu giderleri azaltıcı tarımsal üretimin yapılma yolları araştırılmıştır. Sağlıklı bir tarımsal yapı yaratmak üzere entegre (bütünleşik) üretim, sürdürülebilir tarım, ekolojik veya biyolojik tarım gibi yeni tarımsal üretim sistemleri geliştirilmeye çalışılmaktadır.

Bu çerçevede bitkilerde hastalık, zararlı ve yabancı ottan kaynaklanan ürün kayıplarını önlemek amacıyla kimyasal zehirlerin kullanımını mümkün olduğunca azaltan doğal dengeyi korumaya yönelik çevreye uyumlu savaş yöntemleri ve yönetim sistemleri entegre zararlı yönetimi uygulanmaya başlanmış; organik tarımda yer alabilecek alternatif savaş yöntemleri ve alternatif zehirler geliştirilerek kullanıma sunulmuştur.

  1. Tarımsal savaş

Tarımsal zararlılarla savaşta yetiştirilen bitkilerde zararlı olan böcek ve diğer hayvansal organizmaların meydana getirecekleri zararları önlemek, ya da azaltmak amacıyla populasyonlarını ekonomik zarar seviyesinin altına düşürebilmek için uygulanan yöntemler anlaşılır. Bu amaca ulaşmak için öncelikle doğal denge ve ekonomik zarar eşiği göz önünde tutulur. Bitki koruma da doğal dengeyi bozmadan zararlı populasyonlarını mümkün olduğunca uzun süre ekonomik zarar seviyesinin altında tutmak temel ilkedir.

Tarımsal savaşta, zararlıların öncelikle bulaşmaları veya çoğalmalarını önleyen, doğal dengeyi bozmadan ve herhangi bir girdi kullanmadan  zarar oluşmasını önleyen yöntemler öncelikle uygulanır. Bu yöntemler kanuni savaş, kültürel önlemler ve fiziksel savaş yöntemleridir. Koruyucu önlemlerin alınmasına karşın zararlıların sorun olması durumunda, ortaya çıkan zararlılara karşı mekaniksel, biyoteknik ve biyolojik savaş gibi çevre dostu savaş yöntemleri veya kullanımına izin verilen organik veya inorganik zehirler uygulanmaktadır.

Ülkemizde ekonomik düzeyde önemli zararlı olan tüm zararlılara karşı kullanılabilecek savaş yöntemleri, Tarım ve Köyişleri Bakanlığının Zirai Mücadele Teknik Talimatlarında bulunmaktadır. Bu talimatlarda zararlıların [hastalık(mantar, bakteri, virüs ve diğer mikroorganizmalar), zararlı(böcek, akar, kuş, fare gibi bitkilere zarar veren memeliler) ve yabancıotların] biyolojisi ve uygulanacak savaş yöntemleri yer almaktadır. Bu teknik talimatlarda kimyasal savaş hariç tüm savaş yöntemleri organik tarımda da uygulanabilir.

3.1. Kanuni savaş:

Bitkilerin üretim aksamları ile taşınan zararlıların organik tarım alanına bulaşmasını önlemek için öncelikle Ulusal karantina önlemlerini almak gerekmektedir. Bu çerçevede iç ve dış karantina yönetmeliklerine uyulması gerekir. Böylece yurt dışından veya yurt içinde bölgeler arasında oluşabilecek bulaşmalar önlenebilir.

3.1.1. Kültürel önlemler

Zararlıların yaşamalarını güçleştiren, çoğalmalarını azaltan veya engelleyen yetiştirme işlemlerinin uygulanması ile ürünlerin zararlılardan korunmasına kültürel önlemler denmektedir. Burada amaç zararlının öldürülmesi veya durdurulması değil, önceden alınan önlemlerle zararlıların bitkilere bulaşmasını veya bitkilerde çoğalmasını önleyerek ürünleri, zararlıların zararından korumaktır. Bu yöntemi zararlılara karşı bir savaş yöntemi olarak kullanabilmek için zararlıların yaşam yerinin, yaşam çemberinin (biyolojisini), beslenme ve barınma gibi davranışlarının iyi incelenmiş olması gerekir. Bilinen özellikleri göz önüne alınarak zararlının organik tarım yapılan alana bulaşması önlenir veya zararlının zayıf anını yakalayarak ve davranışlarının aleyhine yöntemler kullanılarak yoğunluğunun azaltılması veya ölmesi sağlanır.

3.1.1.2. Zararlıların bulaşmasının önlenmesi

Üretim organlarının (tohum, fide ve fidan) zararlılardan temiz olması gerekir. Yetiştirme döneminin başında üretim organları bu yolla taşınan zararlılar açısından kontrol edilmelidir. Herhangi bir zararlı bulunması halinde fiziksel, mekaniksel savaş yöntemleri veya organik zehirler uygulanmalıdır. Belirlenen zararlıya karşı organik tarımda kullanılabilecek bir savaş yöntemi yok ise bu üretim organları organik tarım alanına girdirilmemelidir. Üretim organlarının temiz olması ile çimlenme gücü yüksek ve dolayısıyla kuvvetli bitki yetiştirilerek zararlıların zararından korunmuş olur. Bir alanda devamlı salgınlar oluşturan bir zararlıya karşı duyarlı olan bitki türü veya çeşitleri yetiştirilmemelidir.

Organik tarım alanına çevreden bulaşmaları önlemek üzere organik tarım alanının çevresine tarımsal yapıya uygun, yörede salgın yapabilecek zararlılar dikkate alınarak belirlenen ağaç veya çitlerle ağaçlandırılmış bir alan oluşturulabilir. Ada veya bir vadi gibi doğal olarak ayrımı olan alanlarda organik tarım yapılması ile çevreden zararlıların bulaşması önlenebilir.

Tarla, bahçe veya serada üretim sırasında bulaşmaları önlemek için gerekli önlemler alınmalıdır. Üretim sırasında hastalıklı bitki ve bitki kısımları toplanarak imha edilmelidir. Hasadı tamamlanmış bitkiler tarlada bırakılmamalı köklenerek toplanmalı ve imha edilmelidir. Sera yetiştiriciliğinde havalandırma açıklıklarına tül gerilerek zararlının girişi engellenmelidir. Tülün doğal düşmanlarının da girişini engelleyeceği göz önüne bulundurulmalıdır.

Organik tarımda imha işlemi, kompost yapımında bitki veya artıklarının kullanılması ile gerçekleştirilebilir. Böylece, biyolojik döngü sağlanmış ve artıklar değerlendirilmiş olacaktır. Ancak, bitki ve bitki artıkları üzerindeki zararlıların kompost yapımında öldüğünden emin olunmalıdır.

Böceklerin kışlama ve üreme ortamlarını yok etmek populasyonlarını azaltmada önemlidir. Böceklerle bulaşık bitki ve ürün artıklarının yok edilmesi bir sonraki ürünü koruyucu bir önlemdir. Pembekurt (Pectinophora gossypiella (Saund.) (Lep.:Gelechiidae))’un kışlayan larvalarının hasattan hemen sonra biçme ve yakmayla, sonbaharda ise sürüm yapılarak yok edilmesi uzun süre etkili olur. Pamuk saplarının parçalanması ve sürülerek toprağa gömülmesi sonbahar populasyonunu % 95 azalttığı için en etkili savaş yöntemidir.

Şalgam, havuç ve lahana artıklarının çürüyen kısımları sebze sinekleri için yumurtlama yeri olarak tercih edilir. Bu nedenle tarlada artık bırakılmamalıdır. Mısır kurdu (Ostrinia nubilalis Hübn.(Lep.:Pyralidae)) kışı mısır saplarında geçirir. Hasattan sonra kalan artıklar toplanıp yok edilmelidir. Yabancı otlar da hastalık ve zararlıların konukçularıdır. Bazı türler yumurta bırakmak için bunları tercih eder. Örneğin Bozkurt (Agrotis spp. (Lep.:Noctuidae)) ve Scarabaeidae familyası türleri yumurtalarını yabancı otlar üzerine veya yakınına bırakırlar. Bu yabancı otların uygun zamanda yok edilmesi populasyonu azaltır. Ancak tarla kenarındaki yabancı otların faydalılar ile tozlayıcı arılar için barınak yeri olduğu da unutulmamalıdır.

Kenevirde zararlı Soğan-sak nematodu ile bulaşık bitki artıklarının toplanması zararını azaltıcıdır.

Gül filiz arısı (Syrista parreyssi Spin. Hym.:Cephidae) ile mücadelesinde güllüklerde kış temizliği yapılırken zararlının içinde kışladığı özü yenmiş kuru gül dalları özün bulunduğu kısımdan kesilerek hemen yakılmalıdır.

Birçok meyve hastalıkları, meyve sineği ve meyve kurdu ile mücadelede yere düşen kurtlu veya hastalıklı meyveleri toplamak ve yok etmek ile etkili bir savaş yapılmış olur

İyi budanmış, her tarafı güneş gören ağaçlar daha sağlam olur. Yaprak bitleri ve koşnil daha az olur. Özellikle, San Jose kabuklubiti (Quadraspidiotus perniciosus (Comst.)) savaşında budama ve budamadan kalan artıkların yakılması önerilir. Zararlılar için barınak oluşturabilecek kuru dalların budanması ve kavlamış kabukların soyulup yakılması örneğin Scolytidae türlerinin zararını önler. Benzer şekilde kışın bağlarda budama yapılırken kabuklar soyulup yakılırsa Unlubit yoğunluğu önemli ölçüde azalır.

Hastalıklı bitki köklerinin hiç kök parçası kalmayacak şekilde topraktan tümüyle çıkarılarak yok edilmesi gerekir. Roselinia kök çürüklüğü  hastalığının sorun olduğu bahçelerde ilkbaharda ağaçların kök boğazları kalın köklere kadar açılarak, hava almaları sağlanmalıdır. Bu hastalığın sağlam ağaçlara bulaşmasını önlemek amacıyla bahçede bulaşık ve sağlam kısımlar arasına 1 m derinliğinde hendek açılmalı, çıkan toprak bulaşık tarafa atılmalıdır.

Yabancı otların taşınmasında önemli bir yeri olan çiftlik gübrelerinin kullanılması halinde iyice yanmış olmaları gerekir.

Toprağın toprak kökenli fungal, bakteri, virüs ve nematod gibi zararlılar ile bulaşık olmaması gerekir. Bulaşık toprakların sulama veya sel suları ile taşınması önlenmelidir.

3.1.1.3. Sağlıklı bitki yetiştirilmesi

Kuvvetli ve sağlıklı olan bitkiler zararlılara karşı daha dirençli olacağından zararlılar böyle bitkiler üzerinde zorlukla beslenir ve daha az çoğalırlar. Bitkilerin sağlıklı yetiştirilmesi için uygun toprak yapısı, sulama ve besin gibi istekleri karşılanmalıdır. Toprak işlemesi, budama, koltuk alma, sulama veya gübreleme gibi bakım teknikleri zamanında ve yeterince yapılmalıdır. Bitki ihtiyacı göz önünde bulundurulurken o bölgede sorun olan zararlılar ile mücadele de dikkate alınarak uygulamalar yapılmalıdır.

 3.1.1.3.1. Uygun yerde yetiştirme

Her bitkinin sağlıklı ve kuvvetli bir şekilde büyümesi için uygun bir toprak tipi, yönü ve iklim isteği vardır. Bitkilerin sağlıklı bir şekilde yetişebilmesinde ve kaliteli ürünler vermesinde en önemli unsur toprak yapısıdır. Toprak yapısı, tarımsal alanın yönü ve pH’sına uygun kültür bitkileri seçilerek yetiştirilmelidir. Bu özellikler toprakta yaşayan veya bazı dönemlerini toprakta geçiren zararlılar ile savaşta önemli bir yer alır. Çünkü zararlıların da yaşayabileceği toprak yapısı, pH’sı  ve yönü vardır. Bunların seçiminde bitkinin isteklerine uygun zararlının isteklerine uygun olmayan seçimler yapılmalıdır. Örneğin, asma güneye bakan yamaçlarda iyi yetişir, kumsal ve kıraç toprağı sever, % 60 tan fazla kum içeren topraklarda savaşı çok güç olan Filoksera  [Viteus vitifolii (Fitch.)(Hom.:Phylloxeridae)] yaşayamaz. Hafif topraklar Scarabaeidae familyası türleri için uygundur. Süne (Eurygaster integriceps Put.)’nin kışlama yeri seçiminde toprak önemlidir. Geven (Astralagus spp.) bitkisinin altında humuslu ve hafif bir toprak bulunacak olursa daha çok Süne barınır. Toprak killi veya sertse bu bitkiler altındaki Süne sayısı da daha az olur. Toprağın pH değeri de önemlidir. Elateridae familyası türleri hafif asit topraklarda yaşar. Şekerpancarı alkali topraklardan hoşlanır, asit topraklarda yetiştirilirse Pancar sineği  çoğalarak daha fazla zarar yapar. Kök-ur nematodları alüvyonlu toprakları sever, toprak altı zararlısı Mayıs böcekleri Kök-ur nematodları ve Haziran böcekleri (Polphylla spp.) kumsal toprakları sever. Zararlıların bu özellikleri dikkate alınarak bu zararlılara duyarlı bitkiler bu tip topraklarda  özellikle bulaşık olan bölgelerde yetiştirilmemeli veya toprak yapısına ve özelliğine uygun anaçlar seçilerek bitkiler daha sağlıklı ve kuvvetli yetiştirilmesi sağlanır.

Zeytin bahçelerinin ağır, su tutan topraklarda, havasız ve nemli yerlerde tesis edilmemesi gerekmektedir. Zeytin halkalı leke hastalığı (Spilocaea oleagina (Cast) Hughes ve Zeytin yara koşnili bu tip toprakları sever.

Şeftali bahçelerinde zararlı olan Rosellinia kök çürüklüğü (Rosellinia necatrix Prill.) ağır ve su tutan topraklarda daha fazla zarar vermektedir.

Mildiyönun sorunu olduğu alanlarda patates tarımının sabah ve akşam çiğ tutmayan, güney yöne bakan tarlalarda yapılması tercih edilmelidir.

3.1.1.3.2. Toprak işleme

Toprak işlemesi bitkilerin gelişmelerini hızlandırır, kök sisteminin iyi gelişmesini sağlayarak bitkilerin sağlıklı ve kuvvetli olmasını sağlar. Toprakta bulunan zararlılar ile önemli bir savaş yöntemidir. Kökleri iyi gelişmiş sebzelerde Bozkurtlar ve telkurtları gibi toprak altı zararlıları fazla zarar meydana getiremez. Toprak işlemesi ile toprak yüzeyine çıkan zararlılar güneş, yağış veya rüzgar gibi iklim koşullarına maruz kalarak veya avcı böcekler, kuşlar ve diğer bazı canlılar tarafından yenilerek yok edilmiş olurlar.

Toprağın çeşitli yöntem, zaman ve derinlikte işlenmesi veya sürülmesi önemli bir kültürel önlemdir. Lepidoptera takımından Noctuidae, Geometridae ve Syphingidae familyalarına ait türler, Coleoptera ve Diptera türleri toprakta pupa olur ve larvaları toprakta yaşar. Bu türlerin çoğu da toprağın 10-20 cm derinliğinde bulunur. Derin sürümle bu böcekler yüzeye çıkarılır ve predatörler, sıcak, güneş ışığı, kuraklık gibi etkenlerle karşılaşır.

Mercimek tarlaları ekime hazırlanırken derin sürülerek gelecek yılın ergin Apion   (Apion arrogans Wenck. (Col.:Curculionidae) populasyonunu azaltmak olasıdır.

Örneğin sonbahar sürümü genellikle tütün, pamuk ve sebzede zararlı olan yeşilkurtun (Heliothis spp.) kışlayan pupalarının büyük kısmını yok eder ve gelecek ilkbaharda çıkacak ergin sayısını azaltır. Derin sürüm Mısır kurdu’nun larvalarını toprak yüzeyine çıkartarak doğal düşmanlarla karşılaşmasını ve iklim unsurlarına maruz kalmasını sağlar.

Ekin güvesi (Syringopais temperatella (Led.) (Lep.:Scythridae)) ile mücadele etmek için tarlanın biçilmesinin ardından iki kez en az 10 cm derinlikte sürüm yapmak yumurta ve tırtılları için çok etkilidir.

Kök-ur nematodları ile bulaşık tarla veya seralarda bitkilerin bulunmadığı sıcak aylarda 15 gün ara ile en az 2 kez yapılan derin toprak işlemesi en önemli savaş yöntemidir.

Çekirge yumurtaları toprağı belleyerek veya pullukla sürerek yok edilebilir.

Yazlık sebzelerin ve ayçiçeğinin sökümünden sonra tarlaların sonbaharda işlenmesi çok miktarda Bozkurt larvasını öldürür. Kavun ve hıyarda zararlı Kavun kızılböceği Rhaphidopalpa foveicollis Luc. (Col.:Chrysomelidae)’nin kışı geçirmek üzere diyapoza giren erginlerini yok etmek için tarlanın kış öncesinden veya erken ilkbaharda derin sürülmesi önerilir. Çayır tırtılı Loxostege sticticalis (L.) Lep.:Pyralidae) ile mücadelesinde de derin sürüm ile toprağa gömülen pupalardan kelebek yüzeye çıkamaz.

Fidanlıklarda ve meyve bahçelerinde mücadelesi çok zor olan toprakaltı zararlıları yumurtalarını bırakmak için hububatlı ve otlu yerleri tercih ettiklerinden ot temizliğine önem verilmeli, hububat ara tarımı yapmamalı, ama özellikle sonbaharda derin sürüm yaparak larvaları kuşların etkisine bırakmayı ihmal etmemelidir.

Zeytin sineği pupalarının imhası için kış aylarında toprağın derince sürülmesi, zarar periyodu boyunca 3-4 günde bir yere düşen kurtlu zeytinlerin toplanması önemlidir.

Meyve bahçelerinde yabancı otlarla mücadelede en önemli yöntem toprak işlemesidir. Çok yıllık yabancı otların sorun olduğu durumlarda toprak işleme sayısının arttırılması, bu yabancı otların zayıf gelişmesine neden olacağından faydalıdır.

3.1.1.3.3. Gübreleme

Özellikle yoğun tarımda bitkilerin ihtiyaç duyduğu ve toprakta eksik olan besin maddelerin gübreleme ile verilmesi gerekmektedir. Böylece bitkinin sağlıklı ve kuvvetli büyümesi sağlanır. Gübrelemenin dengeli bir şekilde yapılması gerekir. Dengesiz bir gübrelemede hastalık ve zararlılar sorun olabileceği gibi fizyolojik bozukluklar da ürün kaybına neden olur. Azotlu gübreler bitkilerin yeşil aksamının gelişmesini arttırır, bitkinin hücrelerinin su miktarının artmasına neden olur. Böylece yaprakbitleri, kabuklu bitler, thripsler gibi bitki özsuyu ile beslenen sokucu-emici ağız parçalarına sahip böcekler aşırı çoğalır. Potaslı gübreler bitkilerin hücre çeperlerinin kalınlaşmasına neden olur. Bu nedenle sokucu-emici ağız parçalarına sahip böcekler bu durumda fazla zararlı olamazlar. Bu nedenle zararlılara karşı bitkilerin potasyum ile gübrelenmesi önerilebilir. Fosforlu gübreler bitkilerde generatif gelişmeyi teşvik eder. Potasyum ile birlikte bitkilerde özellikle sokucu-emici ağız parçalarına sahip böceklere karşı dayanıklılığın artmasını sağlar. Kireç yada kireçli gübreler toprak asitliliğini giderir. Özellikle pancar sineği gibi asitli toprakları tercih eden zararlıların populasyonları azalır.

Fazla azotlu gübre kullanılan topraklarda Ekin başaksineği ve birçok bitkide zararlı olan tripslerin verdiği zarar daha fazladır. Aşırı azotlu gübreleme sebzede beyazsinek sorununu arttırır. Her yıl tarlalara uygulanan hayvan gübreleri ve organik artıklar Danaburnu ve Haziran böceği gibi zararlıların çoğalmasına neden olabilir. Bu tür gübrelerin münavebeli olarak kullanımı zararlı yoğunluğunu azaltır.

Kanlı balsıra (Ceroplastes rusci L. (Hom.:Coccidae))’nın sorun olduğu incir bahçelerinde potaslı gübre kullanımı üremesini önler. Ayrıca fiğ, bakla, bezelye gibi bitkilerle ara ziraat toprağın gübrelenmesi ve faydalıların barınmasını sağladığı için önerilir.

Gübreleme yaparken çiftlik gübresi kullanılacak ise bu gübrenin iyice yanmış olması gerekir. Çünkü birçok yabancı otun tohumu, taze çiftlik gübresi ile bahçeye taşınabilmektedir.

3.1.1.3.4. Sulama ve drenaj

Su düzeni bazı böceklerin gelişmesini engellerken bazı türlerinkini de teşvik edebilir. Bu yüzden böceklerin hassas dönemi ile su düzeni arasındaki ilişki mücadele amaçlı kullanılabilir.

Su tutan topraklarda veya bölümlerde toprak kökenli hastalıklar önemli bir sorun oluştururlar. Bu nedenle meyve bahçeleri ve sebze tarlalarında suyun birikmesine engel olmak için drenaj yapılmalı ve toprağın havalanması sağlanmalıdır.

Toprak kökenli hastalıkların sorun olduğu meyve bahçelerinde veya sebzelerde damla sulama yapılmalıdır. Sulama suyu ve gübreler ağaçların kök boğazına değil, taç izdüşümlerine verilmelidir. Sebzelerin kök boğazına yakın verilmemelidir.

Birçok tür sulamadan sonra tarlaya akın eder ve mücadele zorlaşır. Örneğin, Pamuk yaprakkurdu (Spodoptera littoralis (Boisd.))ve Pamuk çizgili yaprakkurdu (S. exigua (Hübn.)(Lep.:Noctuidae))erginleri yumurtlama döneminde ise sulanmış pamuk tarlalarını tercih ederler. Bu zararlıların biyolojisi takip edilerek sulama zamanlarının ayarlanması mücadeleyi kolaylaştırır. Tarlada zamanında ve yeterince sulama yapılırsa Patates güvesi zararı azalabilir. Uygun bir sulama ile topraktaki çatlaklar kapanır ve tarla yüzeyi nemli kalır. Böylece ergin ve larvaların toprağa girmesi engellenir. Bunun aksine hatalı sulama yapıldığında toprak sıkışır, oluşan yarıklardan zararlı kolayca toprağa girer ve yumurtalarını koyar.

Bazı zararlılar aşırı nemli topraklardan hoşlanır. Örneğin Collembola zararından kurtulmak için toprağı iyi drene etmek, kanallar açarak nemi azaltmak önerilebilir.

Yoncalığın ilk biçimden 7 gün önce sulanması ve biçimden 7-10 gün sonrasına kadar su verilmemesi Yonca hortumlu böceği larvalarının çoğunu öldürür.

Aşırı sulama beyazsinek ve Pamuk yaprakkurdu populasyonunu arttırdığı için kaçınılmalıdır.

Sarı çayakarı zararını önlemek için akşam geç ve sabah erken saatlerde hava serin iken sulama yapılmalıdır.

3.1.1.3.5. Seyrek yetiştirme

Seyrek yetiştirme, bitkilerin birim alandan daha fazla besin alması sonucu kuvvetli ve sağlam gelişmeyi, iyi bir havalanmayı sağlar ve nem birikmesini önler. Yaprakbitleri, beyazsinek, unlubitler ve kabuklu bitler gibi zararlılar nemden çok hoşlanırlar ve bu yüzden nemin yüksek olduğu bölgelerde bitkiler bu zararlılardan daha fazla etkilenir. Bu nedenle nemin yüksek olduğu koşullarda yaşama imkanı bulan zararlıların devamlı sorun olduğu bölgelerde seyrek dikim  önerilir.

Bitkiler arasındaki mesafe bir bitkinin nisbi gelişme oranını, zararlı populasyonunu, zararlının bitkiyi bulma ya da yumurta bırakma olasılığını belirler. Ağaçları çok sık olan bahçelerde yaprak bitleri, kabuklu bit ve koşnillerin zararı daha fazladır.

Bazı durumlarda da bitki sıklığı işe yarar. Zayıf ve seyrek yetişen yoncalar tarlada iyi gölgeleme yapamaz ve güneş ışıkları toprağa ulaşarak burada sıcaklığın artmasına neden olur. Bu nedenle Yonca hortumlu böceği larvasının gelişmesi hızlanmakta ve zarar artmaktadır. Sık ve kuvvetli yetiştirilen yoncalıklarda ise larva gelişmesi gecikmektedir. Çiçek tripsi ise sık ekilen pamuklarda daha zararlı olduğu için pamukların önerilen sıra aralıklarında yetiştirilmesi gerekir.

3.1.1.3.6. Gençleştirme ve budama

Meyve ağaçları gibi çok yıllık bitkilerde yapılan normal budamalar ve geçleştirmek amacıyla yapılan aşırı budamalar bitkilerin kuvvetli gelişmelerini, dolayısıyla zararlılardan daha az etkilenmelerini sağlar.

Gençleştirme ve özellikle budama zararlı ile bulaşık bitki kısımlarının uzaklaştırılmasını sağladığından zararlı populasyonlarının azaltılmasını da sağlayan bir kültürel önlemdir.

3.1.1.4. Dayanıklı bitki tür ve çeşitleri yetiştirmek

Her bitkinin bazı zararlılardan etkilenmesi farklıdır. Bu farklılık yetiştirilen bitki çeşidinin zararlılara karşı dayanıklılığının farklı olmasından kaynaklanır. Bundan yararlanarak dayanıklı çeşitler yetiştirilerek zararlılardan korunmak mümkündür. Bazı bitkilerin yapıları zararlıların beslenme, yumurta bırakma, sığınma gibi davranışlarına uygun olmaması nedeniyle zararlılar tarafından tercih edilmezler. Bitkilerin tüylü olması, mum tabakası ile kaplı olması, rengi, içerdiği koku ve tadı bazı  böceklerin tercih etmediği özellikler olabilir. Bu özelliklere sahip bitkiler yetiştirilerek böceklerin zararından korunulabilir. Örneğin tüylü yapraklı pamuk, soya fasulyesi, yonca çeşitleri yaprak bitleri ve yaprak pirelerine karşı dayanıklıdır. Fındık kurdu, karafındık çeşidini, kabuğu kalın ve sert olması nedeniyle tercih etmez. Üzüm taneleri sık olan çeşitlerde Salkım güvesi zararı daha fazla olur.

Bazı bitkiler zararlıların biyolojik faaliyetlerine olumsuz yönde etkisi olabilecek özel zehirli bileşikleri içermeleri veya zararlılar için gerekli olan besin maddelerini yeterince içermemeleri  nedeniyle dayanıklı olurlar. Akdeniz meyve sineği limon kabuğunun içerdiği eterik yağlar nedeniyle limonda  yaşama imkanı bulamaz.

Böcekler normal gelişebilmeleri için gerekli olan bazı besin maddeleri ile makro ve mikro elementleri alamadığında normal gelişemez, hasta, kısır olabilir veya ölür. Bu durum bitki dayanıklılığında bir avantajdır. Yoncaların yaprakbitlerine karşı dayanıklılığı şeker noksanlığından ileri gelir.

Her böceğin ekolojik şartlar bakımından kendine özgü isteği vardır. Bunlara optimum şartlar denir. Bu şartlara göre böcek iyi bir gelişme gösterir. Ekolojik şartlar böcek için elverişsiz ise bunun derecesine göre böcek hassas bitkilerde de zarar yapamaz olur. Böyle durumlarda bitki yüksek dayanıklılık gösterecek duruma gelir. Bir bitki çeşidinin de düşmanlarına karşı dayanıklılığı sabit değildir. Bu da çevrenin ekolojik şartlarıyla değişebilir. Belirli bir yerde belirli bir böceğe karşı dayanıklı olan bir bitkinin yeri değiştirildiğinde ve başka şartlarda yetiştirilmeye başlandığında dayanıklılık azalabilir veya ortadan kalkabilir. Ekolojik şartlar bitki ve böceğe ayrı ayrı etki edebildiği gibi aynı şartlar her ikisini birden etkileyebilir.

Belirli sıcaklıkta bazı bitkiler dayanıklılık gösterdiği gibi bazı böcekler de belirli sıcaklıklarda daha fazla zarar yapar. Örneğin dayanıklı bir yonca varyetesinde yaprak bitlerinden  Macrosiphum pisi Kltb. (Hom.Aphididae)’nin ölüm oranı düşük sıcaklıkta daha çoktur. Buna karşılık bazı sorgum çeşitleri ise Rhopalosiphon maidis Fitch. (Hom.:Aphididae)’e karşı düşük sıcaklıkta daha hassastır. Bununla birlikte bir çok böcek türü yüksek sıcaklıkta daha hareketli olduğundan daha fazla zarar yapar.

Su besin maddelerini bitki dokularına taşıyarak onları büyütür. Fazla su alan bitkilerin dokuları gevşek olacağı için sokucu-emiciler bu bitkilerde daha fazla zarar yapar. Nem de bölgeye ve suya bağlı olarak ortamda az veya çoktur. Sulak bölgelerde nem yüksek olduğundan sokucu-emicilerin zararını arttırır. Örneğin,  Sarı kırmızı kabuklu bit (Aonidiella aurantii (Maskell.) (Hom.:Diaspididae)) orantılı nemi fazla olan kıyı bölgelerde daha fazla zararlıdır.

Bazı böcekler ışıktan kaçar ve ancak geceleri toprak yüzüne çıkar Örneğin, Agrotis tırtılları. Diğer bazıları ışığa yönelir ve bazı renkleri tercih ederler. Böcekler 3600 A0 (ultraviyole)’dan 7200 A0 (kırmızı)’a kadar olan dalga boyundaki ışıktan etkilenirler. Örneğin 3650 A0’luk ultraviole ışığı en fazla uyarandır. Dalga boyu 4920 A0’ dan 5150 A0’ a kadar olan ışıkta (Maviden yeşile) uyarı daha az, sarı ve kırmızıda ise uyarı çok zayıftır. Böceklerin çeşitli dalga boyu uzunluğundaki renklere karşı tepkileri, ışığın şiddet farkından veya görme hücrelerinin absorbsiyon farkından ileri gelir. Işığın yansıması bitki tür ve varyetelerine, tüylülüğe, yaprak yüzeyindeki mumsu maddenin durumuna göre değişebilir.

Toprak, içinde mineral besin maddelerinin varlığı ile bitkilerin büyümesini, gelişmesini, gür veya cılız olmasını sağlar. Toprağa yapılacak uygun bir gübreleme ile bitkiyi kuvvetlendirmek ve böcek saldırılarına karşı onun dayanıklılığını arttırmak mümkündür.

Bir böcek veya bir mantar tarafından bir bitkide meydana getirilmiş zararlar diğer bir böceğin gelişmesi için elverişli veya elverişsiz olabilir. Örneğin pas hastalığına yakalanmış buğdayların çekirgeler tarafından arandığı bilinmektedir.

3.1.1.5. Ekim ve dikim zamanının ayarlanması

Bitkiyi erken veya geç dikerek bazı zararlıların yumurta bırakmasını önlemek veya zararlıya hassas olduğu dönemi böceğin henüz ortaya çıkmadığı ya da populasyonunun artmadığı döneme denk getirmek olasıdır. Avrupa’ da kışlık arpa ve buğdayda sonbahar ekimi yapılarak yaprakbiti zararı düşük seviyede tutulmaktadır. Sonbaharda erken ekilen baklalar zararlı ortaya çıktığında bitki dokuları sertleşmiş ve gelişme tamamlanmış olduğundan Bakla yaprakbiti (Aphis fabae Scop.Hom.:Aphididae)) zararından kolay kurtulur. Karadeniz’de erken ekilen mısırlarda Mısır kurdu 1. döl bulaşması %90 iken normal ekimde %35 olmakta, geç ekimde ise bulaşma olmamaktadır. 2. döl bulaşması ise geç ekimde erken ekimden daha çok olmaktadır. Geç ekilen fasulyelerde Baklagil tohum böcekleri (Bruchus spp. Col.:Bruchidae) zararı daha az olmaktadır.

Erken ekim ve erken yetişen çeşitlerin yetiştirilmesi de erken hasat olanağı vereceğinden sonbaharda tarlanın işlenmesine zaman ve imkan vereceği için pamukta pembekurt mücadelesi için önerilir. Şeftali karalekesi (Cladosporium carpophilum Thuem)’nin sorun olduğu yörelerde bahçe kurarken erken yetişen çeşitler tercih edilmelidir.

 3.1.1.6. Hasat zamanı ve şekli

Bir bitkide zararlının zararı başlamadan hasadın yapılması ile zararın önüne geçilebilir. Örneğin, Buğday saparısı hasat geciktirildiğinde larvanın buğday saplarını kesmesi sonucu tüm ürün toprağa döküleceğinden zarar büyük olur. Pamukta erken ekim ve bunun sonucu erken hasat pamuklarda Pembe kurt zararının az olmasını sağlar. Ekinlerin erken hasat edilmesi süne zararını azaltabilir.

Fasulye ve mısırın erken hasat edilmesi Fasulye tohumböceği (Acanthoscelides obtectus (Say)) ve Mısır biti (Sitophilus zeamais Motsch.)’nin zararından kurtulmalarını sağlar.

Patates güvesi (Phthorimaea operculella Zell. (Lep.:Gelechiidae))’ne karış savaşta hasatın zamanında yapılması böylece yumruların topraktan çıkarılıp tarladan uzaklaştırılması en önemli kültürel önlemdir. Yonca hortumlu böceği birinci biçime kadar ürüne zarar verir. Bu nedenle biçimi 10-15 gün erken yapmakta fayda vardır.

Bezelye tohum böceği (Bruchus pisorum (L.)(Col.:Bruchidae)) zararını azaltmak için ürün olgunlaşınca hemen hasat edilmelidir. Fasulyede de benzer durum söz konusudur. Lahana kelebekleri (Pieris spp.(Lep.:Pieridae)) ve Trichoplusia ni (Hübner) zararını azaltmak için lahanalar olgunlaşınca hemen kesilmelidir.

Bazı bitkilerin hasadı şerit halinde ve zaman zaman yapılması ile burada bulunan doğal düşmanlar korunarak bunların diğer bitkilere geçmesi ve bitkilerde dengeli biçimde bir arada olması sağlanabilir.

3.1.1.7. Ekim nöbeti

Zararlılar bazı bitkilerde daha fazla zarar yaparlar. Bu nedenle bir bölgede aynı bitkinin üst üste yıllarca yetiştirilmesi, o bitkiye saldıran zararlının da aşırı çoğalmasına ve bunun sonucu fazla zarar yapmasına neden olur. Bitkilerin belirli aralıklarla nöbetleşe yetiştirilmesi ile bir bitkiye özelleşmiş zararlıların aşırı çoğalmaları dolayısıyla da aşırı zarar yapmalarının önüne geçilmiş olur. Münavebe özellikle toprakaltı zararlılarına karşı uygulanan ve başarılı sonuçlar alınan bir yöntemdir. Örneğin, nematodlar, telkurtları, mayısböceleri, toprak kökenli hastalıklar gibi toprakaltı zararlılarına karşı önerilen önemli tarımsal savaş yöntemidir. Bu nedenle münavebe programı oluşturulurken zararlılar göz önüne alınarak münavebe programı oluşturulmalıdır.

Ekim nöbetinde ana prensip sorun haline gelen zararlıyı azaltmak ya da yok edebilmek için konukçusu olmayan bitkileri devreye sokmaktır. Bitişik tarlada konukçusunu yetiştirmek sakıncalı olabilir. Ancak bazı toprak kökenli hastalık ve nematodlar için yakın tarlalarda ekim nöbeti sorun olmayabilir. Monofag (Bir tek bitkide beslenen) ve oligofag (bir veya birkaç familyanın bitkilerinde beslenen) veya türlerle savaş için bitki nöbetleşmesi çözüm olabilir. Özellikle yılda bir veya daha uzun sürede döl veren türler için bitki nöbetleşmesi etkili olup göç edebilen veya yayılma gücü yüksek zararlılar için değildir.

Patates bitkisi Telkurtlarına karşı hassas olup populasyonun fazla olduğu yerlerde ardından yonca yetiştirilmesi oldukça etkilidir. Tarla bitkilerinde zararlı akarlarla bitki nöbetleşmesi yapılarak mücadele edilebilir. Örneğin buğday, yulaf ve arpada zararlı Kırmızıbacaklı hububat akarı [Penthaleus major (Duges)(Acarina:Penthaloidae)]’nın zararı aynı tarlaya 2 yıldan fazla üstüste hububat ekilmeyince önlenebilir. Buğday zararlısı Ekin koşnili [Porphyrophora tritici (Bodenh.)(Hom.:Margarodidae)] ile savaşda bitki nöbetleşmesi etkilidir. Lahana galböceği [Ceutorrhynchus pleurostigma (Marsh.) (Col.:Curculionidae)] ile bulaşık arazilerde üstüste lahana, karnabahar ve turp dikilmemelidir.

3.1.1.8. Tuzak bitkiler

Yetiştirilen bitkilerin arasına zararlıların çok sevdiği ve tercih ettiği bitkilerin dikilmesi veya ekilmesiyle zararlıların bu bitkiler üzerinde toplanması sağlanır ve burada imha edilmesi kolay olur. Bu yöntem özellikle biyolojik savaş etmeni organizmaların da barınması ve varlıklarını sürdürmeleri açısından önemli bir yöntemdir.

3.1.1.8. Örtü bitkisi

Örtü bitkileri organik tarımda toprak korumak, sıcaklık, nem veya ışık ayarlaması yapmak veya başka nedenlerle yetiştirilmektedir. Zararlı yönetiminde, doğal düşman yoğunluğunu arttırıcı ve zararlının yoğunluğunu azaltıcı özellikler dikkate alınarak yapılan seçim ve yetiştirme planı ile örtü bitkileri yetiştirilmesi ile doğal denge sağlanabilir. Bunu yaparken aşağıda belirtilen maddeler dikkate alınmalıdır.

  1. Örtü bitkilerinin organik tarım işletmesinde yetiştirilen bitkilerde önemli sorun oluşturabilecek zararlılara konukçuluk etmemesi gerekir.
  2. Bölgede bulunan özellikle devamlı sorun olan zararlıların görsel veya besin olarak cezbolunduğu bitkiler seçilerek yetiştirilen ana bitkilere gitmesi önlenir.
  3. İşletmede sorun olan zararlıların yoğunluğunu azaltacak bir tür veya çeşit olmalıdır. Toz oluşumunu önleyici olmasıyla kırmızı örümcek yoğunluğunu artmasını önleyecek bitkiler yetiştirilmelidir.
  4. Mikroklimayı değiştirerek zararlı yoğunluğunun azalmasını sağlayacak bitkiler tercih edilebilir.
  5. Doğal düşmanlara besin, barınak veya nem sağlayarak tür çeşitliliğini ve yoğunluğunu arttıracak bitkiler öncelikle yetiştirilmelidir.
  6. Mikroklimayı değiştirerek zararlı yoğunluğunun azalmasını sağlayacak bitkiler tercih edilebilir.
  7. Doğal düşmanlara besin, barınak veya nem sağlayarak tür çeşitliliğini ve yoğunluğunu arttıracak bitkiler öncelikle yetiştirilmelidir.

Kaliforniya’da bazı meyve bahçelerinde yapılan gözlemler örtü bitikisinin iyi seçilmesi önemini göstermektedir. Elma bahçelerinde baklanın örtü bitkisi olarak kullanılması durumunda Elma iç kurdu’nun %36.1 oranında zarar yaptığı, örtü bitkisi olmaması halinde ise %45 oranında zarar yaptığı belirlenmiştir. Kirazda ise yaprak pireleri önemli bir zararlı durumunda olmasına karşın myco_plasma benzeri organizmaları taşımaları nedeniyle önemli bir zararlı durumunda olup kışın soğuk dönemde örtü bitkisi olarak yetiştirilen yonca ve üçgülde çoğalmaktadır. Yaprak pirelerinin sıcak dönemde kirazda kışın soğuk dönemde örtü bitkilerinde beslenme ve barınmaları ile populasyonları artarak hastalığı bulaştırarak artmasına neden olmaktadır. Örtü bitkilerinin değiştirilmesi ile kışın yaprak pireleri populasyonunun azalmasını dolayısıyla hastalığın da azalmasını sağlar. Ceviz bahçesinde örtü bitkisi olarak yetiştirilen hububatlar yaprak bitleri ve Coccinellidler için uygun bir barınak oluşturur. Hububatların erken dönemde (yaprakbitleri tam olgunlaşmadan ve Coccinellidler’in beslenmesi için uygun döneme gelmeden) biçilmesi halinde Coccinellidler’in bahçe dışında besin araması ve dağılmalarına neden olmuştur. Bunun sonucunda da Ceviz ağaçlarında yaprakbiti yoğunluğu patlamıştır. Bitkilerin çoğu bol miktarda pollen oluştururlar. Pollenler aynı zamanda birçok avcı akarların (Euseius tularensis Congdon (Acari:Phytoseiiae) tarafından alternatif besin olarak tüketilirler. Bu avcı akarlar turunçgil ve avocado da zararlı olan akarlar üzerinde (Oligonychus punicae (Hirst), Acari:Tetranychidae)) üzerinde beslenmektedir. Kışın sonunda ve ilkbahar başlangıcında rüzgarlar ile pollenlerin sürüklenip biriktiği bahçelerde avcı akar yoğunluğunun daha önce ve hızlı arttığı ve zararlı akarların sorun olmadığı belirlenmiştir. Meşe ağacının pollenlerinin Kaliforniya’da martta olgunlaştığı, tek ve çift çenekli otların pollenlerin nisan ve mayıs aylarında  olgunlaştığı dikkate alınarak ortamın ağaçlandırılması ve örtü bitkisinin seçilmesi avı akarların yoğunluğunun arttırılmasında önemli bir unsur olacaktır. Ancak bu durumda fazla pollen oluşumunun avı akarın zararlı ile beslenmesini önleyebileceği dikkate alınarak ağaç miktarı ve örtü bitkisi seçilmelidir.

Örtü bitkileri aynı zamanda yabancı otların çimlenmesini ve çıkışını önler. Allelopatik etkiler ile çevresinde yabancı ot gelişmesine izin vermez. Çeltiğin domates tarlalarında örtü bitkisi olarak yetiştirilmesi ile yabancı ot sorununun olmadığı saptanmıştır. Örtü bitkisi olarak şalgam yetiştirilmesi halinde  yabancı otlara etkisi % 73-85 oranında olmuş; Phytium spp. hastalığının azalmasına neden olduğu saptanmıştır. Yoncanın Sclerotium rolfsii hastalığını önlemede önemli olduğu belirtilmiştir.

Örtü bitkisi seçilirken yerli floraya öncelik verilmelidir. Çünkü bu çevreye uyum sağlamış doğal düşmanların çoğalmasını sağlar. Örtü bitkilerinin şerit halinde yetiştirilmesi, biçilmesi veya sürülmesi bu işlerin zamanlaması doğal düşman populasyonunun destekleyici ve zararlı populasyonunu azaltıcı şekilde yapılmalıdır.

3.1.1.8. Bitki artıklarının ve yabancı otların yok edilmesi

Zararlılarla savaşta hasat sonrası tarlada kalan bitki artıklarının yok edilmesi büyük önem taşır. Çünkü bu kalıntılar, birçok zararlı için kışlama ve barınma yeridir. Örneğin Mısır kurdu kışı tarlada kalan mısır sapları içinde geçirir. Pembe kurt kışı tarlada kalan veya yere dökülmüş kör, yani açılmamış pamuk kozalarında geçirir. İşte hasat sonrasında tarlada kalıntıların yok edilmesi, bazı aletler yardımıyla parçalanıp pullukla gömülmesi, yukarıdaki gibi zararlıların populasyonlarının önemli düzeyde düşürülmesine neden olacak bir kültürel önlemdir. Bu kalıntıların bazı durumlarda yakılması da önemlidir. Ancak yakılması bunların doğal düşmanlarının da yok edilmesine neden olduğundan fazla tercih edilmemelidir.

Yaprak galerigüveleri, kırmızı örümcekler gibi zararlılar yere dökülmüş yapraklarda veya bunların aralarında kışı geçirir. Bu yaprakların kış başlarında toplanıp gömülmesi ve bazı durumlarda yakılması populasyonlarının azalmasında önemlidir.

Tek yıllık bitkilerde zarar yapan nematodlar, yaprakbitleri, yaprak pireleri ve bazı Heteropter’ler yumurtalarını yabancı otlar üzerine bırakırlar veya önce yabancı otlarda beslenir sonra kültür bitkilerine geçerler. Bahçelerde ve tarlalarda yabancı otlarla savaşda biçme, çapalama veya toprak işlemesiyle savaş yapılmalıdır. Yabancı otların yakılarak yok edilmesi, aynı tarlada kalıntıların yakılarak yok edilmesinde olduğu gibi doğal düşmanların ve birçok tozlayıcı böceklerin yok edilmesine de neden olacağından uygulanması sakıncalıdır.

Tarla kenarındaki yabancı otlar zararlı ve doğal düşmanlar açısından kontrol edilmelidir. Bunlarda zararlılar çok yoğun doğal düşmanlar yok ise tohum bağlamadan biçilmeli veya elle yolunmalıdır.

Tarla içindeki yabancı otlar ile savaşda ise her bitki için yabancı ottan temiz olması gereken kritik dönem geçinceye kadar çapa veya yolma ile yabancı otlar yok edilmelidir. Bu dönemden sonra yabancı ot gelişimine yetiştirilen bitkinin fenolojisi de dikkate alınarak belirli oranlarda izin verilebilir. Bunun için her bitkinin kritik dönemi bilinmelidir.

 3.1.2. Mekaniksel savaş

Mekaniksel savaş zararlıları yok edebilmek veya zarar yapmalarını önlemek için el veya araçlar kullanılarak yapılan savaş şeklidir. Yoğun olarak bulunan bazı zararlıların populasyonları, el veya tel fırca ile ezilmek suretiyle düşürülebilir.

Süne’nin çiftçiler tarafından elle toplanması ve devlet tarafından satın alınması ile mekaniksel savaş 1928 yılında Türkiye’de uygulanmaya başlanmıştır. Gerek elle toplama gerekse Süne kışlaklarındaki gevenlerin yakılması işlemi 1955 yılına kadar sürmüştür. Günümüzde Zeytin kızıl kurdu (Clinodiplosis oleisuga) 1955’ten beri, Fıstık karagöz kurdu (Hylesinus vestitus M.R.) 1966’ dan beri, Asma ağustos böceği [Klapperichicen (=Chloropsalta) viridissima Walker] savaşında ise 1955’ ten beri mekanik olarak uygulanmaktadır.

Asma ağustos böceği savaşında tesadüfen seçilen 100 adet yumurta bırakılmış dalın %50 sinde yumurtalar pembe renk aldığında dal kesme işlemine geçilir. Yara yerlerinin altından kesilen dallar güneş altında bırakılarak 24 saat içinde dalların suyunun çekilmesi ve yumurtaların ölmesi sağlanır. Bu işlem genellikle ağustos’ta başlar ve 12-13 gün içinde biter. Ayrıca sabah uyuşuk halde bulunan erginler elle toplanıp imha edilir. Bu da haziranın son haftası başlayıp temmuz sonu biter. Asma ağustos böceği nimfleri gelişmesini 5 yılda tamamladığı için zararlı ile bulaşık bir bölgede yapılacak savaş en az 5 yıl üst üste sürmelidir.

Meyve ağaçlarında Altın kelebek (Euproctis chrysorrhoea L.) savaşında de kışın ağaçlar üzerinde bulunan kışlık yuvaların makasla kesilerek toplanması ve bahçeden uzaklaştırılması gerekir.

Kanlıbit (Pterochloroides pesicae (Chol.)), ilkbahar aylarında elma ağaçlarında sürgün ve dallarda koloni halinde bulunan Elma pamuklubiti (Eriosoma lanigerum (Hausm.)) nimf ve erginleri bir eldiven veya tel fırça yardımıyla elle ezilerek öldürülür. Meyve ağaçlarının gövdelerinde odun dokusunda galeri açarak zarar yapan Ağaç sarıkurdu, Ağaç kızılkurdu ve Cerambycidae larvaları galerilerine tel sokularak öldürülmek suretiyle populasyonları azaltılır.

Pembekurt larvalarına karşı savaşda hasattan sonra tarlada kalan bitkilerin saplarının kesilmesi ile yok edilmiş olur. Yine çırçır fabrikalarında pamuk lifleri alınırken, Pembekurt larvaları da ezilerek öldürülmüş olur. Bu nedenle pamuk hasatından sonra saplar tarlada bırakılmamalı ve hemen çırçırdan geçirilmelidir. Bu uygulamaların yapıldığı alanlarda Pembe kurt sorunu yaşanmamaktadır.

Şeftali bahçelerinde zararlı olan Bakla zınnı (Epicometis hirta (Poda) (Col.:Scarabeidae)) sabahın erken saatlerinde hareketsiz olurlar. Bu nedenle, erginlerin az hareketli oldukları sabahın erken saatlerinde, ağaçların altına çarşaflar serilmeli ve ağaçlar kuvvetlice silkelenerek, ergin böceklerin çarşafın üzerine düşmesi sağlanmalı ve düşen böcekler toplanarak öldürülmelidir. Ayrıca, ağaçların altına, mavi renkli kaplar veya leğenler yerleştirilir ve bu kaplar yarısına kadar su ile doldurulur. Ergin böcekler, mavi renge yönelerek, kapların içindeki suya düşer. Düşen böcekler, her gün toplanarak yok edilir.

Sitophilus granarius (L.), S. Oryzea (L.) gibi ambar zararlıları entoleter denen bir alet yardımıyla tümüyle yok edilebilmektedir. Bu alette çok hızlı dönen bir disk üzerine düşürülen taneler disk üzerinde kalırken, böcekler disk üzerinde kalmayıp hızla aletin iç duvarına çarpar ve sonuçta parçalanarak ölürler.

Özellikle grup halinde yaşayan zararlıların kendileri bulundukları bitki organları ile birlikte kesilip toplanarak zararlarının önüne geçilebilir. Örneğin Çamkese tırtılı ve Altınkıçlı kelebek gibi zararlılar kış aylarında grup halinde bulundukları keselerin, üzerindeki bitkilerin dalları ile birlikte kesilerek gömülmesi, bitkilerden uzaklaştırılması veya yakılması suretiyle öldürülür. Bu yöntem söz konusu zararlılara karşı uygulanabilecek en etkili savaş yöntemidir. Akdeniz meyvesineği, Elma içkurdu gibi zararlılardan zarar görmüş meyveler yere dökülürler. Bu meyveler bahçelerde toplanıp derin çukurlara gömülmek suretiyle zararlı populasyonları önemli ölçüde azaltılmış olur. Bazı böceklerin grup halinde bulunan yumurtaları da bulundukları bitki aksamı ile birlikte kesilip toplanarak populasyonları düşürülebilir. Asma ağustosböceği, Kambur üçgenböceği yumurtaları bu şekilde imha edilebilir.

Patates böceği’nin ergin ve larvaları büyük olduğu için kolayca görülebilir. Küçük alanlarda larva ve erginleri toplayarak yok etmek, yumurtalarını ezmek, oldukça etkilidir.

Yine meyve ağaçlarında zarar yapan Amerikan beyaz kelebeği (Hyphantria cunea Drury (Lep.:Arctiidae) ile savaş için kısa gövdeli ağaçlara bırakılan yumurta paketleri toplanıp imha edilmeli, haziran ve ağustosta H. cunea ile bulaşık ağaçlar üzerinde ağ içinde bulunan larva kümeleri kesilip yakılmalıdır. Yine aynı aylarda bulaşık ağaçların gövdelerine oluklu karton şeritler, saman ve otlardan yapılmış olan kuşaklar 50-60 cm uzunluğunda ve 10-15 cm eninde sarılır. Bu kuşaklar pupa olmak için toplanan larvalarla beraber imha edilir.

Badem içkurdu (Eurytoma amygdali End. (Hym.:Eurytomidae) ile bulaşık bahçelerde hasat sırasında veya kış aylarında ağaçlar üzerindeki ve yere dökülen kurtlu bademleri toplayarak yakmak veya çok derin bir şekilde toprağa gömmek zararlıya karşı etkilidir.

Turunçgillerde zararlı Bakla zınnı (Epicometis hirta (Poda) (Col.:Scarabaeidae)) erginlerinin daha hareketsiz olduğu sabahın erken saatlerinde ağaçlar altına çarşaf serilerek ağaçlar silkelenir ve düşen erginler toplanır.

Doğu meyve güvesi (Cydia molesta Busck.(Lep.:Tortricidae)’nin ilk döl zararı sürgünlerde olmaktadır. Saldırıya uğrayan şeftali sürgünleri haftada bir kesilerek meyve zararı azaltılır.

Elma gövdekurdu (Synanthedon myopaeformis (Bork.) (Lep.:Sesiidae)) ile bulaşık elma bahçelerinde kabuklardaki larvalar kış döneminde bıçakla temizlenmeli ve açılan yaralar macunla kapatılmalıdır.

Meyve ağacı dipkurtları (Capnodis spp. (Col.:Buprestidae)) ile savaşında da sabahın erken saatlerinde dibine dökülmüş ve sap dibi yenik yapraklı fidanlar hızla sarsılarak yere dökülen erginler toplanıp yok edilmeli, ağacın etrafındaki yüksek boylu otlu bitkiler yok edilmeli, kabuklubit sorunu yoksa gövdelere kireç sürülerek yumurta bırakması engellenmelidir.

Şeftali güvesi (Anarsia lineatella Zell.(Lep.:Gelechiidae)’na karşı bulaşık sürgünler haftada bir 8-10 cm uzunluğunda kesilip larva ile birlikte yok edilmelidir.

Meyve ağacı yazıcı böcekleri (Scolytus spp. (Col.:Scolytidae)) ile savaşda budama artıkları bahçeden uzaklaştırılıp yakılmalıdır. Mart, haziran ve eylül aylarında olmak üzere yılda üç kez ağaçlara kurumuş dallar tuzak olarak asılmalı, bu tuzaklarda talaş görülür görülmez hepsi toplanıp yakılmalıdır. Özellikle fidanlıklarda yerde kuru dal bırakılmamalıdır. Antepfıstığı karagözkurdu (Hylesinus vestitus M.R. (Col.:Scolytidae)) savaşı de benzer şekilde şubat, mart aylarında kuru dalların 10 ağaçtan birinin altına veya gövdesine tuzak olarak bırakılarak yapılır. Filizkıran (Phloeotribus scarabaeoides Bern. (Col.:Scolytidae)) savaşı de aynı yöntemle yapılır.

Antepfıstığı gözkurdu (Thaumetopoea solitaria Frey. (Lep.:Thaumetopoeidae))’nun yumurta paketleri kışın dallar üzerinde görüldüğünde ezilmelidir. İlkbaharda larva grupları da ezilerek yok edilir.

İncir maymuncuğu (Otiorhynchus davricus Lona ve O. meridionalis Gyll. (Col.:Curculionidae)) kışlamak ve barınmak için ağaç altında kökboğazı çevresinde bulunan taşların altını tercih ettiği için buralara yassı geniş taşlar bırakıp ara sıra burada toplanan erginleri yok etmek gerekir.

Kanlı balsıra ile bulaşık bahçelerde bir çuval parçası ile kışın bulaşık olan emzikler dipten uca doğru temizlenebilir.

Monilya (Sclerotinia laxa Aderh. Et Ruhl., Sclerotinia fructigena Aderh. Et Ruhl.)  ile bulaşık ağaçların üzerindeki kuruyan dallar, sağlam kısmın 2-3 cm altından kesilerek bahçeden uzaklaştırılmalıdır. Mumyalaşarak ağaçların üzerinde kalan ve yere dökülen meyveler toplanıp imha edilmelidir.

Zararlıların meydana getirecekleri zararları hendek, çit, örtü ve bazı ürkütücü araçlarla azaltmak mümkündür. Domuzlara karşı bahçelerin kenarlarına hendek kazılır veya çit gerilerek zararları önlenebilir. İncir güvesi erginlerinin yumurtalarını yazın incir kurutma sergilerindeki meyveler üzerine bırakmalarını önlemek amacıyla sergiler akşam üzerleri ve geceleri naylon veya sık dokulu bir bez ile örtülür. Böylece büyük ölçüde zararın önüne geçilebilir. Kuş zararını önlemek için tarlalara veya bahçelere bitkiler üzerine ipler gerilerek veya bazı parçalar bu iplere asılarak kuşların yaklaşması engellenmiş olur.

Tuzaklar böceklerin yönelimlerinden ve bazı davranışlarından yararlanmak amacıyla geliştirilmiş yakalama araçlarıdır. Tuzaklar yardımıyla zararlılar kitle halinde yakalanabilirler. Bu konudaki uygulamalar her zararlının davranışlarına göre değişik tuzak tiplerinin kullanılmasıyla yapılmaktadır. Bağ maymuncukları Alt kanatlara sahip olmadıklarından uçamazlar. Bunlar, gündüzleri omcaların kök boğazı çevresindeki toprak çatlakları arasında gizlenirler. Geceleri ise omca üzerine çıkıp henüz kabarmakta olan gözleri kemirirler. Gün ışımaya başlayınca tekrar kök boğazı çevresine toprağa inerler. Omcaların gövdelerine çepeçevre 8-10 cm genişliğinde yapışkan bir macun, kuşak halinde sürüldüğünde Bağ maymuncukları omca üzerine çıkışları ve kök boğazına inişleri sırasında bu yapışkan macuna yapışıp kalırlar. Böylece yapışıp kalmış böcekler 2-3 günde bir temizlenmelidir. Aksi halde yapışıp kalan böcekler macun üzerinde bir tabaka oluşturacağından diğer böcekler bu tabaka üzerinde yürüyerek omcaya ulaşabileceklerdir. Bu yapışkan macunlar ostiko adı verilen petrol ürünü yapışkanlar veya Raupenleim gibi adlar altında özel olarak imal edilmiş maddelerdir.

Yapışkan maddeler diğer tuzaklarla bir arada kullanılarak böceklerin kitle halinde yakalanmasında da yararlanılır. Örneğin, kiraz sineği, yaprakbitleri ve Cüce ağustos böcekleri gibi zararlılara karşı sarı renk tuzaklarına yapışkan maddeler sürülerek, eşeysel cezbedici tuzaklara yine yapışkan maddeler sürülerek böcekler yakalanmış olurlar. Böylece renk veya feromon gibi vasatların çekiciliğine kapılarak tuzağa hızla ulaşan böcekler, yapışkan maddeye takılıp kalırlar.

Yapışkan maddeler doğrudan bitki üzerine püskürtülerek beyaz sinekler, yaprakbitleri, kabuklu bitlerin hareketli nimfleri, kırmızıörümcekler gibi zararlıların bitki yüzeyine yapışıp kalarak öldürülmeleri için de kullanılırlar. Örneğin Polikyl adı verilen yapışkan,  bazı yaprakbitleri, kırmızıörümcekler ve yaprakpirelerine karşı bazı batı ülkelerinde kullanılmaktadır.

Böcekler için bazı cezbedici maddeler, örneğin fermente olmuş meyve suları, pekmez, melas, şarap tortuları, sirke veya protein hidrolizat gibi maddeler genellikle zehirli maddelerle birlikte kullanılır. Böylece böcekler bir yere toplanır ve zehirli maddenin etkisiyle de öldürülür. Sonuçta hem ilaçlama masraflarından tasarruf sağlanmış ve hem de doğal denge, yapılan kısmi ilaçlama ile korunmuş olur.

Akdeniz meyve sineği ve Zeytin sineği gibi zararlılara karşı kimyasal savaşta zehirli yem kısmi dal ilaçlaması yöntemi uygulanır. Bu yöntemde cezbedici olarak protein hidrolizat, zehirli madde olarak bir insektisit kullanılır. Bu karışımla ağaçların güney-doğuya bakan 1 m2’lik bir dalı ilaçlanır. Üstelik ilaçlamalar bir sıra atlanarak yapılır. Böylece ergin sinekler cezbedici madde ile ağacın ilaçlanan dalına çekilir ve karışımda bulunan zehirin değme etkisi ile öldürülmüş olur. İkinci ilaçlamada ise birincide ilaçlanmayan sıralar ilaçlanır. Böylece ilaç ve ilaçlama masraflarından tasarruf sağlanır ve ilaçlanmayan kısımlarda doğal düşmanların barınabilme fırsatı bulmaları nedeniyle doğal denge büyük ölçüde korunmuş olur.

Yaprak bükenler Archips spp., Salkım güvesi gibi kelebekler melas, pekmez, şarap ve bunların karışımından oluşan cezbedici yem tuzaklarla kitle halinde yakalanabilir. Bu tuzaklar birçok Diptera ve Hymenoptera türleri için de kullanılabilir.

Bazı böceklerin kışlamaları için tuzaklar hazırlanır ve bunlar kış sonlarında toplanarak üzerinde veya içinde toplanmış böcekler toplu halde öldürülür. Örneğin Danaburnu’na karşı sonbaharda sebze bahçelerinde 20-30 cm toprak derinliğine 1-2 kürek at gübresi konur ve üzeri toprakla örtüldükten sonra işaret olması için bir kazık çakılır. Bu şekilde kışlak tuzağı bahçenin değişik yerlerinde hazırlanır. At gübresinin sıcak gübre olması nedeniyle Danaburnu nimf ve erginleri kışlamak üzere buralara toplanır. Kış sonunda yani şubat sonlarında buralar açılarak nimf ve erginler toplu olarak imha edilir.

Yazıcıböcekler Scolytidae türlerine karşı ekim sonlarında ağaçlara demet halinde kuru dallar asılır. Bu böcekler kuru veya zayıflamış ağaçları tercih ettiklerinden kışlamak üzere asılan bu kuru dallara toplanırlar. Bu dalların kabuk altlarında açtıkları galerilerde kışı geçirirler. Kış sonlarında demet halinde ağaçlara asılmış kuru dallar toplanıp yakılarak yazıcıböceklere karşı etkili bir şekilde savaşılmış olur. Fıstık karagözkurdu ve diğer birçok yazıcıböcek türüne karşı önerilen en etkili savaş yöntemi günümüze de yukarıda açıklanan şekilde kışlak tuzaklarıyla yapılmaktadır.

Küçük bahçelerde eylül ayı sonlarında elma ağaçlarının gövdelerine eski çuval parçaları veya oluklu mukavvalar sarılır. Elma içkurdu larvaları kışlamak üzere buralarda toplanırlar. Kış aylarında bunlar toplanıp imha edilerek zararlı populasyonu  önemli ölçüde azaltılır. Benzer uygulama bağlarda omcalarda yapılarak bağ maymuncukları önemli düzeyde azaltılabilir.

1950 yılına kadar yurdumuzda çekirgelere karşı uygulanmış bir yöntem de engel tuzaklardır. Sürü halinde bulunan çekirge nimflerinin hareket yönüne dik olarak kilometrelerce uzunlukta 60-70 cm yüksekliğinde çinko levhalar dik olarak yerleştirilir. Bu sürü tarafına gelen yerin hemen önüne 1-02 m derinliğinde ve 1 m kadar genişliğinde hendekler kazılır. Gelen çekirge sürüsü önce tuzağa çarpar ve sonra hendeğin içine düşerek birbirleri üzerine yığılırlar. Daha sonra bunların üzeri toprakla örtülerek gömülürler. Bu yöntemle 1945 yılındaki Çöl çekirgesi salgınında 37 000 ton çinko levha kullanılmıştır.

Böceklerin ışığa yönelimlerinden yararlanarak geliştirilmiş tuzaklara ışık tuzakları denilmektedir. Değişik renkte ve nitelikteki ışığa cezbedilen böcekler bir yüzeye çarparak tuzağın toplayıcı kısmı içine düşür. Toplayıcı kısmında sürekli zehirli gaz verici maddeler bulunur bu maddeler yardımıyla böcek öldürülür veya toplayıcı kısmı içine düşen böcek dışarı çıkamayıp bu bölümde kalır.

Böcekler bazı renklere cezbedilirler bunlardan yararlanılarak böceklerin cezbedildiği renkte düz veya silindirik şekilde değişik tuzaklara yapışkan madde sürülerek buraya gelen böceklerin yapışıp kalması ve yok edilmesi sağlanır.

Fare ve kör fareler için değişik şekilde ve yapıda kapanlar kullanılır. Bu kapanlara peynir ekmek ve benzeri besinler fareleri çekici olarak konur.

 3.1.3. Fiziksel savaş

Zararlıların yaşadıkları ortamın fiziksel özelliklerini değiştirmek suretiyle zararlıları yok etmeye veya faaliyetlerini azaltmaya yönelik uygulamalara fiziksel savaş adı verilir. Sıcak hava uygulaması Sitophilus spp., Ephestia spp. gibi depolanmış ürünlerde zarar yapan böceklere karşı uygulanır. Hububat 52-55 0C sıcaklıkta etüv veya fırınlara konularak zararlılar öldürülürler. Yumru, kök, soğan gibi toprakaltı organları veya çelik, fidan ve tohum gibi üretim organları sıcak su içinde belirli bir süre tutulması sonucu yok edilebilir. Bunu yaparken zararlıları öldürürken bitki organlarının canlılıklarını muhafaza etmesine dikkat etmek gerekir.

Fidelik ve seralarda ekimden önce toprakta bulunan zararlıları öldürmek amacıyla kullanılır. Bu amaçla geliştirilmiş buhar kazanlarından  yararlanılır. Bu özellikle çiçek ve sebze fidelikleri ve seralarında uygulanan genel bir sterilizasyon yöntemidir. Böylece birçok zararlı yok edilebilir.

Toprağın, güneş radyasyonunun meydana getirdiği sıcaklık yardımıyla dezenfekte edilmesi şeklinde kısaca tarif edilebilecek bu yöntem toprak patojenleri nematodlar, toprak böcekleri ve yabancı otlara karşı etkili olabilmektedir.

Yüksek frekanslı elektrik akımı ile ısıtma, mikrodalga veya kızılötesi ışın yoluyla ambar zararlısı böceklere karşı uygulanabilen bir yöntemdir. Ancak bu  yöntemler oldukça pahalı olduğundan uygulama alanı da geniş değildir.

Düşük sıcaklıklar zararlıların yaşama ve çoğalma faaliyetlerini azalttığı veya durdurduğu için bazı böceklere karşı savaşta yararlanılabilir. Yaş sebze ve meyveler 1-2 0C sıcaklıktaki depolarda saklanmak suretiyle hem uzun süre muhafaza edilebilirler hem de bazı böceklerin zararlarından korunabilirler.

Bitkiler veya toprak bir süre su altında bırakılınca özellikle toprakaltı zararlılarının bir kısmı ölür. Bir kısmı da toprak yüzeyine çıkar ve böylece öldürülür.

Tohum böcekleri ile savaşda tohumlar suya daldırılarak böceklerin su yüzüne çıkması sağlanır. Böylece böcekler yok edilerek tohumlar ekilir.

Mineral tuzlar ve kül; böcek ve akar gibi yumuşak vücutlu böceklerin vücudunda çizikler meydana getirip bu çiziklerden vücut suyunun kaybolmasına ve giderek böceklerin ölmesine neden olurlar. Ambarlanmış tahıl ve baklagil tohumları slikat, talk ve benzeri mineral maddeler, volkanik küllerin tozları ile karıştırılarak ambarlandığında etkili bir savaş yapılmaktadır. Ayrıca trips, yaprak bitlerine karşı elenmiş ince kül veya tozlar bitkiler üzerine serpilerek zararlıların fiziksel yolla ölümlerine neden olunur.

Depoya CO2, O2 ve Azot gazlarını değişik oranda vererek zararlı böcekler öldürülebilir. Bu yöntem sadece kapalı hacimlerde kullanılır. Depoda O2 oranı %1’den az veya CO2 oranı % 60 civarında bulundurulacak olursa ve bu koşul birkaç hafta devam ederse zararlılar tamamen yok edilmiş olur. Yaş meyve depolarında O2 oranı %2 civarında tutulursa Elma içkurdu larvalarının daha yüksek oranda öldüğü saptanmıştır. Vakumlu depolarda hava basıncının 100 mm civa basıncına kadar düşürülmesiyle zararlılar tümüyle yok edilmiş olur.

Radyasyon hem doğrudan öldürerek hem de erkek veya dişi bireyleri kısırlaştırarak döl vermesi engellenir. Ambarlanmış ürünlerde bulunan zararlılara karşı radyasyon kullanılmaktadır. Zeytin sineği ve Akdeniz sineğine karşı kısırlaştırılmış bireyler salınarak savaş yapılmaktadır. Ancak bu yöntemin başarılı olabilmesi için üretim alanının isole edilmiş bir yer olması gerekir.

3.1.4. Biyoteknik yöntemler

Böceklerde beslenme, çiftleşme, savunma, gizlenme, kaçma vb. davranışları belirlemede etkili olan bazı salgılar vardır. Bunlara feromon denilmektedir. İşlevlerine ve özellikle biyolojik etkinliklerine göre feromonlar çiftleşme veya seks feromonları, alarm feromonları, afrodisiac yani çiftleşmeyi arttıran feromonlar, toplanma feromonları, iz-işaret feromonları ve sosyal böceklerdeki kraliçe yetiştirme feromonları olarak adlandırılırlar. Böcek feromonlarının bazıları, doğal veya yapay olarak üretilerek, zararlıların biyoloji, fizyoloji veya davranışlarını bozacak şekilde uygulanması ile yapılan savaşa biyoteknik yöntemler adı verilir.

Zararlılarla savaşta feromonlar doğrudan veya dolaylı olarak kullanılırlar. Zararlıların populasyonunu izleyerek savaş zamanının belirlenmesinde feromonlar dolaylı olarak kullanılırlar. Kitlesel tuzaklama veya çiftleşmeyi engelleme veya feromon+zehir uygulaması ile doğrudan savaşda kullanılmaktadır.

 3.1.4.1. Kitlesel Tuzaklama

            İnsektisit kullanımını engellemeyi veya en aza indirmeyi hedefleyen yöntem, feromon tuzakları, besi tuzakları, visuel tuzaklar yada bunların kombinasyonu ile uygulanır. Her hangi bir plantasyona asılan izleme tuzaklarıyla ilk ergin çıkışı saptanır saptanmaz belirli aralıklarda yoğun olarak aynı tip tuzaklar yerleştirilir ve zararlı populasyonundan hedeflenen eşeye ait bireyler cezbedilip yakalanarak eşeysel oran bozulur. Türün çiftleşme şansı azalacağı için doğada yumurta bırakılamaz ve zararlı populasyonu giderek azalır. Bazı durumlarda kimyasal savaşa gerek kalmaz ya da mümkün olan en az sayıda ilaçlama yapılabilir. Üzerinde önemle durulması gereken konular; tuzakların birbirine uzaklığı, belirli alanda bulunması gereken tuzak sayısı ve tuzaklardaki cezbedicilerin yenilenme aralığıdır. Yöntem pratiğe verilmeden önce bu parametrelerin hedef zararlı için en ekonomik ve en etkin olanı saptanmış olmalıdır. Doğadan mümkün olduğunca en uzun sürede en fazla sayıda birey çekebilmesi için zaman zaman iki ya da üç farklı cezbedici aynı tuzağa yerleştirilerek kullanılabilir.

3.1.4.2. Görsel Tuzaklar

Görsel ya da renk tuzaklarının yaygın kullanıldığı zararlılar meyve sinekleri, beyaz sinek, Thripsler, ve yaprak galeri sinekleridir. Maksimum 500-520 nm arasında yansıtmaya sahip sarı renk Bactrocera oleae için en etkilisidir. Thripsleri ise sarı ve mavi renk cezbeder. Çekici olarak kullanılacak renkteki bir levha üzerine kurumayan yapışkanla sürülür zararlının bulunduğu plantasyona belirli aralıklarla yerleştirilir. Türe göre ağaç ya da bitki dallarına, seralarda ise bitkilerin 10-15 cm üzerine gelecek şekilde sırıklara bir ip ya da tel yardımıyla levhalar asılır. Yunanistan’ da Zeytin sineği’ne karşı bu tablalar düşük dozda hazırlanmış insektisit solüsyonlarına daldırılarak da kullanılmaktadır. Ülkemizde örtü altı sebze yetiştiriciliğinde beyazsinek, yaprak galerisineği ve tripse karşı sarı yapışkan tuzaklar kullanılmaktadır. Sicilya’ da krizantem seralarında thrips, Avusturya ve Sicilya’da ise domates ve hıyar seralarında beyazsinek ile savaşda kullanılmaktadır. Yakalama etkinliğini yitirmemesi için birkaç haftada bir kirlendikçe yenisi ile değiştirilmelidir.

3.1.4.3. Feromon tuzakları

Kullanımına en sık rastlanan materyal, türe özgü olan ve bireylerin çiftleşme çağrısı olarak karşı eşeyi cezbetmek için salgıladığı feromon maddesi ve bu feromonla hazırlanan tuzaklardır. Ya doğal olarak böceğin abdomeninden ekstrakte edilerek ya da sentezi yapılıp üretilerek bu maddelerden tuzak sistemlerinde yararlanılır. Türe özgü feromon kapsül ya da dispenser denilen yayıcılara belirli miktarda emdirilir. Türü en çok cezbeden renk ve biçimde hazırlanan tuzağa kurumayan yapışkan sürülmüş bir tabla yerleştirilir ve bunun üzerine de feromon kapsülü tutturulur. Bitkinin dalına veya bir sırığa telle ya da iple bu tuzaklar uygun aralıkta ve yükseklikte, tür için önemli ise hakim rüzgar yönünde yerleştirilir. Feromonu algılayan karşı eşey tuzağı bulur ve yapışkan tabla üzerine düşerek çok sayıda yakalanır. Bir feromon tuzağından beklenen en önemli özellik, ömrü süresince feromonu en etkili miktara yakın oranda ve sürekli olarak yaymasıdır. Şu anda 600’un üzerinde böcek türünün feromonu tanımlanmış olmasına rağmen çok azına karşı bu savaş yöntemi kullanılmaktadır (Çizelge 1).

 Çizelge 1. Kitlesel tuzaklama’da feromonun kullanıldığı türler

Takım Familya Tür Bitki ve Ülke
Apionidae Cylas formicarius (F.) Tatlı patates-Japonya
Elateridae Melanotus okinawensis Ohira Şekerpancarı-Japonya
Dendroctonus micans (Kug.) Doğu ladini-Türkiye
Ips sexdentatus (Börner)         “                 “
Orthotomicus erosus (Well.) İbreliler-Türkiye
Xyletorus lineatus??? İğne yapraklı-Türkiye
Trypodendron lineatum (Ol.) Orman-Yugoslavya
Gelechiidae Pectinophora gossypiella Saund. Pamuk-ABD
Hyponomeutidae Prays citri (Mill.) Limon-İsrail,Türkiye
Prays oleae (Bern) Zeytin-Yunanistan
Lymantridae Lymantria dispar (L.) Orman-Yugoslavya
Lyonetidae Leucoptera scitella (Zell.) Meyve-Romanya
Earias insulana (Boisd.) Pamuk-Suriye
Spodoptera littoralis (Boisd.) Pamuk-İsrail
Synanthedon myopaeformis (Borkh.) Elma-Türkiye
Synanthedon pictipes (G.&R.) Kiraz-ABD
Adoxophyes orana F. v. R. Elma-Hollanda
Argyrotaenia velutinana (Wlk.) Elma, Bağ-ABD
Cydia pomonella (L.) Elma-İsviçre, ABD, Türkiye
Grapholita funebrana (Tr.) Meyve-Romanya
Lobesia botrana Den.-Schiff. Bağ-Romanya

3.1.4.4. Besin Tuzakları

Zararlının kokuyu çok uzak mesafelerden alarak yönelebileceği ve genellikle fermente olabilen maddeler belirli oranda karıştırılarak uygun büyüklükte kaplara konup bitki veya ağaç dallarına bir ip ya da tel yardımıyla asılır. Kokuya gelen böcekler kabın ağız kısmından içindeki sıvı ortama düşerek yakalanırlar. Bu tip tuzakların her hafta kontrol edilerek eksilen miktarda sıvının eklenmesi ve 15 günde bir karışımın yenilenmesi zorunluluğu vardır. Ancak hazırlama kolaylığı ve ucuzluk gibi avantajlara sahiptir.

Savaş amaçlı Ege Bölgesi’nde Archips rosanus L.’a karşı şarap, sirke, şeker ve su karışımı kullanılmaktadır. Elma gövdekurdu için su, pekmez ve ekmek mayasından oluşan karışım Orta Anadolu Bölgesi’nde feromon tuzaklarından daha başarılı bulunmuştur.

Zeytin sineği’ne karşı geliştirilen besi tuzaklarında ise amonyak solusyonları ya da amonyum tuzları, protein veya maya izolatları, heterocyclic aminler, meyve uçucuları (hexanol, octanal, nonanol, nonanal) kullanılır. Yunanistan’da bu tuzakların yapışkan tablaları insektisit solusyonlarına daldırılır.

3.1.4.5. Tuzak Kombinasyonları

  1. Besi-görsel tuzak kombinasyonu

Bu kombinasyon Kiraz sineği (Rhagoletis cerasi L.) için % 5’lik amonyum fosfat kapsülü takılmış sarı yapışkan tuzaklardır. Bu kombinasyona Yunanistan’da kemosterilantlar (kısırlaştırıcı) eklenerek zeytinde Zeytin sineği savaşında kullanılmıştır. Günümüzde de amonyak salan dispenserlerle kombine edilmiş sarı yapışkan tablalar aynı zararlıya karşı kullanılmaktadır.

  1. Feromon-Besi tuzak kombinasyonu

Zararlı populasyonundan hem erkek hem de dişi bireyleri çekmeyi, böylece etkinliğini arttırmayı amaçlayan kombinasyonlardır. Zeytin sineği feromon tuzakları uzun mesafeli etkiye sahip olup erkekleri çeker, amonyum tuzları ile hazırlanan besi tuzakları ise kısa mesafeli dişi çekicileridir. Bu kombinasyonlar bireylerin çiftleşme şansını daha da azaltır. 15×20 cm boyutlarında doğal renkli kontrplak levhalar 15 dakika süre ile %0,05 aktif madde içeren deltamethrin solüsyonuna daldırıldıktan sonra üzerine 20 ml’lik amonyum karbonat dolu polythene şişe ve 50 mg’ lık feromon karışımıyla dolu dispenserler yerleştirilmiştir. Polythene şişelerin kapağında amonyağın buharlaşması için küçük bir delik bırakılmıştır.

  1. Feromon-görsel tuzak kombinasyonu

Sarı renge boyanmış sert plastik dikdörtgenler kurumayan bir yapışkanla kaplanıp üzerine spesifik feromon (1,7 dioxaspiro (5,5) undecane) emdirilmiş kapsül yerleştirilerek yaratılan kombinasyon Zeytin sineği ile savaşda kullanılmaktadır.

  1. Feromon-besi-visuel tuzak kombinasyonu

Hem türe özgü 50 mg feromon emdirilmiş kapsül, hem 25 mg amonyum bikarbonat içeren polythene şişelerin monte edildiği sarı renkli Mc Phail tuzakları Zeytin sineği için Yunanistan ve Sardunya’da kullanılmaktadır. Bu kombinasyonda sarı yapışkan tuzaklar 15 dakika süre ile % 0,1 deltamethrin solüsyonuna daldırılarak da Yunanistan’ da kullanılmaktadır.

Bugüne kadar dünyada ve Türkiye’de alınan sonuçlar değerlendirildiğinde bu yöntem alışılmış savaş sistemlerine göre bazı avantaj ve dezavantajlara sahiptir. Bunlar, uygulandığı zararlıya, bitki türüne, iklim koşullarına bağlıdır. Örneğin Zeytin sineği ve Kiraz sineği gibi meyve sinekleri savaşı için kullanıldığında alınan sonuçlar ilaçlamadan elde edilene yakın olmaktadır. Bu başarının nedeni kullanılan kombine tuzakların her iki eşeye de hitap edebilmesi, bu sayede çiftleşme şansının daha da düşmesidir.

Bir çok Lepidoptera türünde erginler eşeysel olgunluğa çabuk ulaşır ve çıkıştan hemen sonra çiftleşir. Bir sonraki populasyondan önemli azalmalar beklemek için populasyondaki erkeklerin % 95’ten fazlasını uzaklaştırmak gerekir. Japonya’da tuzak etkinliğinin yüksek olacağına inanılan Spodoptera litura’da bile en yüksek yakalama oranının %40 olduğu anlaşılmıştır. Bu durum yöntemin bazı türler için risk taşıdığını göstermektedir.

Spodoptera spp. için en büyük problem larvalarının polifag olmasıdır. Bu nedenle tuzaklar tek bitkiyle sınırlı kalamamaktadır. Ayrıca S. littoralis’in erkekleri yaşamları boyunca sürekli ve birden fazla dişiyle çiftleşebilmekte, üstelik çiftleşme gecikirse dişiler yumurtalarını daha sonra döllenmek üzere depolayabilmektedir. Oysa Earias insulana’da böyle sorunlar yoktur. Pamuk yetiştirme mevsimi başında düşük yoğunlukta olması ve yalnız pamuk alanlarıyla sınırlı kalması yöntem için idealdir.

Yöntemin başarıya ulaşmasında iklim koşullarının da etkisi büyüktür. Örneğin, Orta Anadolu’da S. myopaeformis’e karşı besi tuzakları, feromon tuzaklarından daha başarılıdır. Bunun nedeni Orta Anadolu’da zararlı populasyonunun artmasını sağlayacak iklim koşullarının olmayışı ve sıcaklık aşırı yükselmediği için besi tuzaklarının tam randımanlı çalışmasıdır. Ayrıca düşük sıcaklıklar böceğin feromona tepkisini sınırlayabilmektedir. Ege Bölgesin’de aynı zararlıya karşı feromon tuzakları daha etkin bulunmuştur. Çünkü bölgede populasyon yoğunluğu daha fazla ve sıcaklık daha yüksektir. Bu yüzden bir zararlıya karşı en etkin tuzak tipi bölgeden bölgeye değişebilmektedir. Zeki ve ark. (1996), Orta Anadolu Bölgesi’nde S. myopaeformis ile bulaşık elma bahçelerinde 1 litresinde 5 kısım su+1 kısım pekmez+2-3 g ekmek mayası bulunan 1 adet besi tuzağı/5 ağaç olacak şekilde kullanılarak en az 2 yıl süreyle yapılacak kitlesel tuzaklamanın Elma gövdekurdu populasyonunu ekonomik zarar eşiği seviyesinde ya da altında tutacağını ortaya koymuştur. Tuzaklar mayıs ayında yerden 1-2 m yüksekliğe gövdeye yakın yere asılır. Haftalık kontrollerle yakalanan kelebekler ve diğer böcekler tuzaklardan uzaklaştırılır. Pekmezli karışım tuzak kabının ¾’üne kadar dolacak şekilde yeni hazırlanmış karışım ile tamamlanır. Eylül sonuna kadar tuzaklar bahçede bırakılır.

Uşak-Sivaslı’da C. pomonella’ya karşı elma bahçesinde yürütülen Kitlesel tuzaklama denemesinde 2 ağaç/1 tuzak parametresi kullanılmış ve ilk yıl yüksek olan zarar oranı (% 24.3) 1993 ve 1994 yıllarında 1 ağaç/1 tuzak parametresi ile % 2,6 ile 2,8 olmuştur. Etki ise ilk yıl % 54,3 iken 2. ve 3. yıl % 81 olmuştur. Kitlesel Tuzaklama parselinde hiç ilaçlama yapılmadığı dikkate alındığında İlaçlı parselin son iki yıldaki zarar oranları (% 0,25-1.06) ve etki oranları (% 98-93) ile yöntem rekabet edebilecek güçte olup biyolojik savaş ile kombine edilirse etkisi daha da artacaktır. Pratiğe verilen yöntem orta ve düşük yoğunlukta Elma iç kurdu populasyonunun olduğu bahçelerde en az iki yıl üstüste uygulanmak üzere tavsiye edilmektedir. Tuzaklar yerden 1,5-2 m yükseğe ve açık tarafı hakim rüzgar yönünde olacak şekilde her ağaca 1 adet asılmalıdır. Asım 1 Ocak’tan itibaren etkili sıcaklık toplamının 80 günderece’yi bulmasıyla gerçekleşir ve hasat sonuna kadar tuzaklama devam eder. Eşeysel çekici tuzakların kapsülleri 5 haftada bir değiştirilir. Tuzaklar haftada bir kontrol edilip toplanan kelebekler uzaklaştırılır. Yapışkan tablalar kirlendikçe değiştirilir.

İzmir’de örtüaltı domates ilkbahar yetiştiriciliğinde Sera beyazsineği (Trialeurodes vaporariorum (Westw.)) ve Yaprak galeri sineği (Liriomyza trifolii (Burgess), L. bryonia (Kaltenbach)) ile savaşda 1 adet/da olarak asılan sarı yapışkan tuzaklarda ilk ergin yakalanır yakalanmaz bu tuzaklar 3 m aralıklarla (1 tuzak/10 m2) almaşık olarak bitkilerin 10-15 cm üzerine asıldığında Yaprak galeri sineğinin ekonomik zarar eşiğini aşmadığı, Sera beyaz sineği’nin ise düşük populasyon yoğunluğunda (2-10 larva/yaprak) baskı altına alınabildiği saptanmıştır. Yüksek populasyon (20 larva/yaprak) söz konusu olduğunda kısmi ilaçlama gerekebilir. Bu tuzaklar kirlendikçe değiştirilmelidir.

Yaprak galeri sineği Liriomyza trifolii Burgess.(Dip.:Agromyzidae)’ye karşı karanfil, gerbera ve krizantem seralarında 1 adet/da olarak asılan sarı yapışkan tuzaklarda ilk ergin yakalanır yakalanmaz bu tuzaklar 1 tuzak/5 m2 olacak şekilde almaşık olarak bitkilerin 10-15 cm üzerine asılmalı ve hasat sonuna kadar kirlendikçe ya da rengini kaybettikçe yenilenmelidir.

Marmara Bölgesi zeytin alanlarında tarafından Zeytin sineği karşı kitlesel tuzaklamada Feromon+Besi (diamonyum fosfat)+ deltamethrin emdirilmiş kontrplak kombinasyonu ile hazırlanan tuzaklar % 80 etkili bulunmuştur.

Prays oleae Bern. ile savaşda Delta tipi eşeysel çekici tuzaklar 1 tuzak/5 ağaç parametresi ile çiçek dölünde % 57, meyve dölünde % 69 oranında etkilidir.

Kiraz sineği’nin düşük ve orta yoğunluktaki populasyonlarına kitlesel tuzaklama uygulanır. Ağaç başına 4 adet sarı yapışkan tuzak (Rebell) + Amonyak kapsülü (Polimer matriks) asmak suretiyle yöntem uygulanır. Uygulama izole veya yarı izole kiraz bahçelerinde yapılmalıdır. İzleme tuzaklarıyla ilk ergin çıkışını takiben kitlesel tuzaklama uygulamasına geçilmelidir. Tuzaklar yerden 1.5-2 m yüksekliğe çoğunlukla ağaçların güney-doğu yönündeki meyveli dallara ve açığa asılmalıdır. Uygulama boyunca aynı ekosistemde başka bir kiraz bahçesine asılacak tuzaklarla populasyon seyri izlenmelidir. Hasat sonunda kurtlu meyve oranına göre uygulama değerlendirilmelidir.

Zeytin sineği’ ne karşı denenen kombinasyonlar içinde seks feromonu içeren IPMT tuzakları ile % 2’lik Amonyum fosfat içeren Mc Phail tuzaklarıyla eşlendirilmiş dikey sarı yapışkan tuzaklar en etkili olarak bulunanlardır. Bu çalışmalar sonucunda hem feromon kapsülü hem amonyak içeren polimer matriks kapsüllerinin bulunduğu 20x30x0,4 cm boyutlarındaki kontrplak levhalar 1 tuzak/1 ağaç parametresi ile % 82 etkili bulunmuştur. Tuzak gövdeleri uygulamadan önce 15 dakika süreyle % 0,5 lik deltamethrine solüsyonuna bandırılır. Üzerine bir feromon ve bir amonyak kapsülü yerleştirilir. Tuzaklar yerden 1,5-2 m yükseğe ve ağaçların güney-doğu yönüne gölgeye fakat açık bir kısma asılır. Uygulama zeytin tanelerinin vurma olgunluğuna gelmesinden hemen sonra yapılır. Küçük ağaçlara sahip bahçede 2 tuzak, büyük ve homojen olmayan zeytin alanları için 1 tuzak /ağaç olmalıdır. Tam izole olmayan yerlerde sınırdaki ağaçlara iki misli uygulama yapılmalıdır. Uygulama sezon ortasında yaklaşık eylül ayının ilk yarısında tekrarlanmalı, ilk asılan tuzaklar ağaç üzerinde bırakılarak yenileri asılmalıdır. Ana gövde olarak sarı yapışkan dikey tuzak da kullanılabilir. Tuzaklarla ergin populasyon yoğunluğu da izlenmelidir. Bunun için hektara bir adet feromon kapsülü içeren sarı dikey yapışkan tuzak ve %2’lik amonyum fosfat içeren Mc Phail tuzağı asılmalıdır. Feromon kapsülleri 6 haftada bir, Mc Phail tuzağı eriyiği her hafta yenilenmeli, bu tuzaklar kıyaslama amacıyla aynı ekosistemde başka bir zeytin bahçesine de asılmalıdır. Hasat sonunda hem tuzaklarda yakalanan ergin sayıları ve meyve bulaşma oranına göre yapılır. Yağlık çeşitlerde %8, sofralık çeşitlerde %2 olan ekonomuk zarar eşiği ile kıyaslanarak yöntemin etkinliği saptanır. Uygulama en az 300-500 ağaçlık izole veya yarı izole alanlarda yapılmalıdır. 1000 ağaçtan daha büyük olması tercih sebebidir. Düşük veya orta yoğunlukta populasyonlar idealdir.

3.1.4.6. Çiftleşmeyi engelleme tekniği

Dişiler tarafından doğal olarak salgılanan eşeysel feromonun, yapay olarak sentezlenip çeşitli yöntemler ve yayıcı araçlar kullanılarak hedef alana yayılması, oluşturulan yapay yoğun koku nedeniyle erkek bireylerin çiftleşmek üzere dişilere ulaşmasının engellenmesi yöntemin ana prensipleridir.

Mekanizma:

-Yapay feromonun izlenmesi: Erkekler dişilerin salgıladığı eşey feromonuyla rekabet edebilen ve yapay kaynaklar tarafından yayılan kokularca cezbedilerek yanlış yere doğru çekilirler.

-Dişi koku kümelerinin maskelenmesi: Dişiler tarafından salgılanan eşey feromonunun oluşturduğu koku kümesi, yapay kaynaklar tarafından da yoğun olarak yaratılıp dişi koku kümeleri maskelenir ve erkek, doğal ve yapay koku kaynakları arasındaki farkı ayırt edemez.

-Duyu yüklemesi: Sentetik materyal tarafından yapılan yoğun uyarı sonucunda böceklerin reseptör sistemi veya merkezi sinir sistemi etkilenerek yönelimde azalmalar meydana gelir ve böcekler nereye gideceklerini şaşırırlar.

Böylece erkekler dişiye yönelimi belirleyemez ve dişiye ulaşamazlar. Dolayısıyla çiftleşme olamayacağından üreme de engellenmiş olur.

Uygulamada dikkat edilmesi gereken noktalar:

  1. Populasyon yoğunluğu: Yöntemin başarısını belirleyen en önemli kriterdir. Bu yöntemin savaşda başarılı olabilmesi için hedef böceğin başlangıç populasyonu düşük ya da en azından orta yoğunlukta olmalıdır.
  2. İnsektisit kullanımı: Populasyon yoğunluğunun bilinmediği veya yüksek olduğu durumlarda yöntemle birlikte mümkünse biyolojik bir preparatla veya yararlılara en az toksik etkiye sahip insektisitle uygulama yapılarak başlangıç populasyonu düşürülmelidir.
  3. Populasyon dalgalanması: Başlangıçta yapılacak feromon uygulamasının başarıve başarısızlıklarına sadece geçici populasyon yoğunluğuna bakılarak güvenilmemelidir. Çünkü populasyon yoğunluğu abiyotik ve biyotik faktörlerin etkisi ile artabilir ve azalabilir. Bu nedenle populasyon dalgalanmasının sürekli kontrol altında tutulması gerekir.
  4. Göçler: Genellikle uygulama alanının 30-40 m civarında dolaşan çiftleşmiş dişilerin olduğu farz edilmelidir. Ancak türe göre bu mesafe değişebilir. Sıcaklık ve vejetasyon da göçü etkiler. Değişik nedenlerle meydana gelecek göçleri engellemek için çalışma alanının iyi bir şekilde izole edilmesi gerekir.
  5. Formulasyon ve uygulama sayısı: Kullanılan feromonun tipi, etkili olan dozun düzeyi, dağılım oranı ve bunu etkileyen rüzgar hızı, şiddeti ve ağaçların düzensiz büyüklükte olması önemli faktörlerdir. Ayrıca uygulama sayısı da önemlidir. Çünkü feromon hedef türün uçuş periyodu boyunca etkisini sürdürebilmelidir.
  6. Kullanılan yayıcı tipi de önemlidir. Çünkü yayıcıların tipi hektara verilecek cezbedici miktarını, yayıcı adedini ve her mevsimdeki uygulama sayısını belirler. Ayrıca her yayıcının saatteki yayma miktarı ve buna bağlı olarak etki süresi kendi özelliklerinden dolayı farklılıklar gösterir. En yaygın olanlar Hercon, ampoulla, mikrokapsül, polietilen yayıcılardır.

Türkiye’de pamuk alanlarında zararlı Pembekurda karşı Çukurova’da yürütülen çalışmada AgriSence BCS tarafından üretilen ve türe özgü Z,Z/ZZ,E-7,11-hexadecadienyl acetate içeren bantlar (AgriSence Frustrate-PBW) 25 adet/da olacak şekilde taraklanma dönemi başlangıcında (ilk çiçekler görülmeden) pamuk bitkilerinin üstten ikinci boğumlarına geçirilerek yerleştirilmiştir. Bu metod hasarta kadar Pembekurt savaşında etkili bulunmuştur.

Elma içkurdu (Cydia pomonella)’na karşı çiftleşmeyi engelleme yönteminde, her biri 165 mg feromon içeren Isomate-C-Plus tipi yayıcılar kullanılmıştır. Bu yayıcılar 1000 adet/ha dozunda bahçeye homojen olarak dağıtılmış olup sınırlarda daha yoğun kullanılmıştır.

Çiftleşmeyi engelleme yönteminden olumlu sonuçlar alabilmek için;

  1. Yöntemin kullanılacağı bahçelerde izolasyonun iyi sağlanması ve bunun için sınırlarda daha fazla sayıda yayıcı kullanılması,
  2. Populasyonun eşeysel çekici tuzaklarla takip edilmesi, düşük ve orta yoğunluktaki populasyonlarda kullanılması,
  3. Yöntemin uygulandığı bahçelerde özellikle döllere ait larva çıkışlarında meyve sayımlarının titizlikle yapılması,
  4. Kullanılan yayıcıların taze olması gerekmektedir.

Yöntemin spesifik oluşu ve doğal dengeyi koruyucu olması nedeniyle ülkemizde ekolojik tarım üreticileri tarafından kullanılması birinci derecede alternatif bir yöntem olarak görülmektedir.

Aynı yöntem Ege Bölgesi’nde bağlarda ana zararlı olan L. botrana’ya karşı da denenmektedir. Ümit verici sonuçlar alınmakta olup henüz çalışma devam etmektedir.

 3.1.5. Biyolojik savaş

Yetiştirilen bitkilerin zararlıları ile beslenen diğer canlılara doğal düşmanlar denilmektedir. Bunların zararlılar ile savaşda kullanılmasına da biyolojik savaş denilmektedir. Biyolojik savaşda öncelikle zararlıları ve doğal düşmanları tanımak, zararlılar ile savaş yaparken doğal düşmanları koruyarak etkinliklerinin arttırılması için gerekli önlemler alınmalıdır.

  3.1.5.1. Doğal düşmanların etkinliklerinin arttırılması

Doğal düşmanların etkinliğini arttırmak için bunlar üzerine etki eden faktörlerin bilinmesi ve bu unsurları doğal düşmanların lehine kullanılması ile yoğunlukları arttırılabilir. İklim  hem zararlı hem de doğal düşmanların yaşayabilmesi için en önemli unsurdur. Yörede sıcak ve kurak, soğuk ve yağışlı havalarda doğal düşmanların sığınabileceği taş altı, yaprak döküntülerin ve bitkilerin olması  yaşamlarını sürdürmelerini sağlar. İklim unsurları özellikle başka ekolojilerden getirilip kullanılan doğal düşmanlar için önemlidir. Bunların yaşamalarını ve döllerinin devamını kısıtlayıcı en önemli unsurdur.

Doğal düşman ile zararlı arasındaki uyumun bozulması halinde hem zararlı üzerindeki etkisi azalır hem de doğal düşman yoğunluğunun giderek azalmasına neden olur. Bu durum bazen kalıtsal bir özellikten, bazen de zararlı ile doğal düşmanı arasındaki karşılıklı faaliyetlerin bir arada olmamasından ortaya çıkar.

Erginleri böcekler ile beslenmeyen doğal düşman türlerinde yaşam ve üreme için erginlerin yaşamsal faaliyetleri için farklı gıdalara ihtiyaç vardır. Parazitoitlerin hemen tümü ve predatörlerin pek çoğu ergin dönemlerinde farklı beslenme rejimine sahiptir. Bunlar çiçeklerin balözü, polen, nektar, meyvelerden herhangi bir nedenle sızan şekerli su, bazı böcekler tarafından salgılanan tatlımsı maddeler, konukçu zararlının vücudundan herhangi bir nedenle veya doğal düşmanın ovipozitörünü batırması sonucu sızan vücut sıvısı ile beslenirler. Bu gıdaları daha fazla bulundurulan bitkilerin tarımsal çevre düzeninde bulundurulması ve yıl içinde var olacak şekilde ürün deseninin oluşturulması gerekir.

Doğal düşman erginlerinin varlıklarını sürdürebilmeleri ve üreme güçlerinin yüksek olması için bazı dönemlerde erginlerin beslenmesine elverişli ortamın hazırlanması gerekir. Örneğin ABD de yaz aylarında yaprak bitlerinin ve bazı lepidopter yumurtalarının predatörü olan Chrysoperla carnea (Steph) erginlerinin beslenmesi için pamuk tarlalarına sadece şekerli su pülverize edilir. Unlubitler, kabuklubitler ve yaprakbitleri gibi tatlımsı madde salgılayan zararlıların doğal düşmanların fazla sayıda oluşunun bir nedeni de salgılanan tatlımsı madde ile doğal düşman erginlerinin beslenmesidir.

Hedef zararlının bulunmadığı zamanlarda doğal düşmanlar varlıklarını sürdürebilmeleri için bir başka konukçu ile beslenebilmelidir. Örneğin Süne’nin yumurta parazitoitleri Trissolcus spp., Sünenin bulunmadığı yaz aylarında diğer heteropter türlerinin yumurtalarında yaşar ve populasyonlarını gelecek ilkbahara kadar korumuş olurlar. Kültür bitkisine zarar vermeyen alternatif konukçu zararlıların populasyonlarını arttırarak doğal düşman populasyonunu korumak ve arttırmak biyolojik savaş çalışmalarında bir yöntem olarak uygulanabilir.

Doğal düşmanların birbirleri ile rekabeti de önemlidir. Özellikle, ekzotik türlerin yerleştirilmesinde büyük önem kazanır ve sürekli izlenmesi gerekir.

Predatör türlerin bazıları kendi türlerini de yerler. Birçok Coccinellid ve Neuroptera türlerinde rastlanan bir özelliktir. Genellikle, besin azlığı veya populasyon yoğunluğunun artması gibi durumlarda ortaya çıkar. Doğal düşman populasyonunu azaltan bir özellik olarak olumsuzluk, besin yokluğunda bazı bireylerin diğer bireylerle beslenerek varlıklarını sürdürebilmeleri bakımından  olumludur.

Doğal düşmanlar yazın aşırı sıcak ve kışın aşırı soğuklarda bazı bitkilerin döküntüleri arasında, Çit bitkilerinin sık dokulu habitüsü içerisinde, toprak çatlak ve yarıkları arasında, kavlamış kabukların altlarında, taş altlarında ve yere dökülmüş bitki artıkları arasında geçirirler. Böyle sığınma yerlerinin olmayışı doğal düşmanın populasyonunu, dolayısıyla etkinliğini azaltır. Örneğin, Süne yumurta parazitoitleri Trissolcus spp., kışı ergin halde ağaçların yarık ve çatlakları arasında, kavlamış kabukların altlarında geçirirler. Yazın sıcak havalarda, ağaçların yaprakları arasında, küçük derelerin kenarında yetişen naneler üzerinde ve sütleyen bitkileri arasında bulunurlar. Parazitoit  populasyonunun Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde  düşük oluşunun nedeni Bölge’nin ağaçsız oluşundan kaynaklanır. Parazitoit populasyonu Ege, Marmara ve Trakya Bölgeleri’nde genellikle Süne populasyonunu baskı altında tutabilecek kadar yüksektir. Parazitoitin Güneydoğu Anadolu Bölgesinde akarsu kenarlarında ağaçların bulunduğu yörelerde etkili olduğu ve Süne’yi baskı altında tutabildiği yapılan araştırmalarla saptanmıştır. Aynı şekilde meyve bahçelerinde rüzgar kıran ve çit bitkisi olarak bulunan bitkiler doğal düşmanların barınma ortamlarıdır.

Karıncalar genel olarak doğal düşmanları kaçırıcıdır. Karıncalar yaprakbitleri, unlubitler ve kabukbitler gibi tatlımsı madde salgılayan böceklerle ortak yaşarlar. Karıncalar bu zaralıların salgıladıkları tatlımsı maddelerle beslenirler ve onları doğal düşmanlardan korurlar, bir bitkiden diğerine taşırlar ve hatta kış aylarında yuvalarına götürürler ve soğuktan korurlar. Bu nedenlelerle doğal düşmanların etkinliğini azaltan faktörlerdendir. Turunçgil unlubiti’ne karşı predatörü Cryptolaemus montrouzieri Muls.’nin turunçgil bahçelerine salıverilmesinden önce ağaçların kök boğazı çevresindeki 60-70 cm.’lik toprak yüzeyine bir toz insektisit serpilerek karıncalar öldürülür. Böylece predatörün etkinliği arttırılmış olur.

Doğal düşmanlar üzerinde beslenen türlere de hyperparazit denmektedir.  Doğal düşmanların yoğunluğunu azaltmaları nedeniyle hiperparazitler zararlı kabul edilirler.

Bazı kültürel uygulamalar doğal düşmanların varlıklarını sürdürmelerini, populasyonlarını korumayı sağlarlar. Örneğin, örtü bitkisinin yetiştirilmesi, örtü bitkisinin şerit halinde biçimi doğal düşmanları korunmasını sağlayan bir kültürel işlemdir. Doğal düşmanların erginleri daha bitkilerin çiçek tozları, yaprakbiti ve beyazsinek gibi zararlı böceklerin salgıladığı ballı maddeler ile beslenirler. İlkbaharda erken gelişen ve çiçek açan yabani otlar, çit bitkileri, ağaçlar, yemeklik baklagil veya hububatlar gibi hem çiçek tozu hem de doğal düşmanların yediği zararlıları bulundurmaları ve uygunsuz iklim koşullarında barınak sağladığı nedeniyle önem kazanır. Doğal düşmanların çoğu erken ilkbaharda bu bitkilerde barınır, beslenir ve buralarda çoğalarak daha sonra yeni gelişmeye başlayan kültür bitkilerine geçerler. Bir bölgede yıl içinde farklı bitkilerin yetiştirilmesi genelde doğal düşmanların barınmaları ve beslenmeleri için devamlı bir kaynak oluşturmaktadır. Bu nedenle doğal düşman türlerinin ve yoğunluğunun artmasına yardımcı olur. Bu durum dikkate alınarak organik tarım işletmesinde yıl içerisinde yetiştirilen bitkiler doğal düşmanlara devamlı besin ve barınak sağlayacak şekilde seçilmeli ve ekim düzeni buna göre planlanmalıdır.

Tarımsal savaşta kullanılan organik veya inorganik zehirler  doğal düşmanların populasyonlarının azalmasına neden olur ve zararlı populasyonunun daha fazla artması ile sonuçlanır. Zehirler; doğal düşmanları, doğrudan öldürmek ve onların konukçularını öldürerek besinsiz kalmalarına neden olmak üzere hem doğrudan, hem de dolaylı olarak etkilerler. Tarımsal savaşta zehirler önemli ve vazgeçilmez unsurlardır. Zehirlerin hem doğal düşmanlara, hem de tarımsal çevre düzeninde diğer canlılara olumsuz etkileri vardır. Bu olumsuzlukların en aza indirilmesi bakımından zehirlerin tarımsal savaşta bilinçli bir şekilde kullanılması gerekir. Zehirlerin etki oranı, etki süresi, uygulanması gereken dönem (bitkinin fenolojisi veya zararlının biyolojik dönemi, doğal düşmanların biyolojik dönemi), son uygulama ile hasat tarihi arasındaki bekleme süresi ve çevreye etkisi (kalıntı, hedef dışı organizmalara ve doğal düşmanlara) bilinmelidir. Bunun için de ruhsatlı ilaçlar kullanılmalıdır. Ruhsatlı ilaçların etiketinde bu veriler bulunmaktadır. Etiketi okunarak buna göre kullanılmalıdır. Zararlılar ile savaşda kullanılan organik veya inorganik zehirlerin kullanılması sırasında yoğun ve etkili bir doğal  düşman var ise buna karşı en az etkili olan zehir kullanılmalıdır.

Doğal düşmanların populasyonlarının korunmasında bazı kültürel işlemlerin uygulanması önemlidir. Bitki kalıntılarının yakılması yerine toplanıp bir yere yığılması, yoncanın 15-20 günlük periyotlarla şerit halinde biçilmesi gibi uygulamalar doğal düşmanların korunmasını sağlayacak uygulamalardır. Turunçgil bahçelerinde Akdeniz meyve sineği Ceratitis capitata (Wied.)’ya karşı zehirli yem kısmi dal ilaçlaması yöntemi, yine turunçgillerde kabuklubitlere karşı yapılacak yazlık beyaz yağ ilaçlamalarında  ilk ilaçlama birer sıra atlanarak, ikinci ilaçlamada ise birincide ilaçlanmayan sıraların ilaçlanması doğal düşmanların büyük ölçüde korunmasını sağlayan uygulamalardır.

Meyve bahçesi kenarındaki tozlu yolların asfalt veya betonlanarak tozdan arındırılması ile doğal düşmanların populasyonları ve dolayısıyla etkinlikleri arttırılır.

            3.1.5.2. Doğal düşmanların salınması

Doğal düşman yoğunluğunu arttırmak için uygun türler üretilerek yetiştirme alanlarına salınırlar. Bunun için öncelikle yerli doğal düşmanlar kullanılır. Ancak bu da yeterli olmuyorsa başka ülkelerde doğal olarak etkili olan doğal düşmanlar getirilerek kullanılır. Doğal düşmanlar salındıktan sonra sürekli izlenerek etkinliğinin ve populasyonunun devam edip etmediği kontrol edilmelidir. Turunçgil unlu biti’nin predatörü C. montrouzieri Avustralya kaynaklı olup ülkemiz koşullarında kışı geçiremediği için her yıl doğaya salıverilir. Doğal düşmanların etkili olabilmesi için salım yöntemi önemlidir. Ülkemizde etkinliği belirlenen ve uygulamaya aktarılan biyolojik ajanlar ve salım yöntemleri Zirai Savaş Teknik Talimatlarında yer almaktadır.

Ülkemizde bu çalışmalar, ilk kez 1912 yılında yurtdışından getirtilen avcı böcek (Rodolia cardinalis (Muls.)) Sakız adasına salınması ile başlamıştır. Bu avcı böceğin 1932 yılında tekrar getirtilerek Çukurova ve Ege Bölgesi’nde turunçgil alanlarına salınması sonucu torbalı koşnil (Icerya purchasi Mask. (Hom.:Margarodidae)) sorunu ortadan kalkmıştır.

Süne’de biyolojik savaş çalışması 1928 yılında Adana’da yumurta parazitoidi Trissolcus semistratus Nees.’in saptanmasıyla başlamış, 1958 yılında İran’dan getirtilen parazitoid Diyarbakır’da hububat alanlarına salınmıştır. Turunçgil unlubiti’ne karşı 1965 yılında ABD’den Antalya Biyolojik Mücadele İstasyonu’nca getirtilen avcı böcek C. montrouzieri ve parazitoit Leptomastix dactylopii halen Adana Zirai Mücadele Araştırma Enstitüsü ve Antalya Narenciye ve Seracılık Araştırma Enstitüsü’ndeki insektaryumlarda kitle halinde üretilmekte ve turunçgil üreticilerine dağıtılmaktadır. Nisan-mayıs sonuna kadar %5, ve haziran sonuna kadar %8 ağaç veya yumurta bulaşıklığı bulunursa bahçedeki ağaç başına 2-3 adet predatör C. montrouzieri ile 10 adet parazit L. dactilopii salınmalıdır. Ağustosta gerek ağaç gerekse meyve bulaşıklığı %15 olursa ağaç başına 4-5 predatör ile 10 parazit verilir. Bu devrede meyve bulaşıklığı daha yüksekse ve koloni teşekkülü görülürse 5-10 adet veya daha fazla predatör ve bunun iki katı parazit salınır. Eylülde %20 ağaç ve meyve bulaşıklığı saptanırsa kasım sonuna kadar ağaç başına 10 predatör ve 20 parazit salımına devam edilir.

Turunçgil beyazsineği (Dialeurodes citri Ashm. (Hom.:Aleyrodiae) bitki özsuyunu emerek ağaçlarda genel bir duraklamaya, meyvelerin küçük kalmasına ve meydana getirdiği fumajin sonunda kalite kaybına yol açmaktadır. Akdeniz Bölgesi’nde yapılan bir çalışmada kitle halinde üretilen Encarsia lahorensis (How.) (Hym.:Aphelinidae)’nin doğada kolonizasyonu ve etkinliği araştırılmıştır. Parazitoit salım yapılan bütün bahçelerde kışı geçirmiş ancak parazitleme oranı düşük bulunmuştur. Bu yararlı zayıf dağılıma sahip olup ancak düşük zararlı populasyonunda konukçusunu rahatça bulabilmektedir. Savaş programlarında yer alabilmesi için yüksek zararlı populasyonunun olduğu yerlerde ya önce avcı böcek Serangium parcesetosum salınmalı ya da yazlık yağ uygulanmalı ardından çok noktadan parazitoid salınmalıdır.

Ege Bölgesi’nde yapılan bir çalışmada D. citri ile yoğun bulaşık bahçelerde her bahçenin iki ağacına 20 ergin+larva/ağaç yoğunluğunda S. parcesetosum haziran ve temmuzda 1 ay ara ile 2 kez salındığında eylül ayı içersinde avcı böceğin koloni oluşturarak tüm ağaçlara yayıldığı, kışı geçirebildiği, yaz mevsimi boyunca çoğalarak ilaçlamaya gerek kalmadan zararlıyı baskı altına alabildiği görülmüştür. Aynı başarılı sonuç Güney Anadolu Bölgesi’nde de alınmıştır.

Yüzük kelebeği (Malacosoma neustria L. (Lep.:Lasiocampidae) elma, armut, ayva, kayısı, erik, badem, şeftali, kiraz, ahlat gibi meyve ağaçları, bazı süs ve orman ağaçlarında larvalarının yaprakları damarları kalacak şekilde yemesiyle zararlı olan polifag bir zararlıdır. Orta Anadolu’da bu zararlının yumurta parazitoidleri saptanmış, bunlar arasında Telenomus laeviusculus Ratz. (Hym.:Scelionidae) ve Oonecyrtus spp. (Hym.:Encyrtidae)’nin bu zararlıyı baskı altında tutan ve önemli doğal düşmanları olduğunu saptamıştır. Yoğun ve gelişigüzel ilaçlamaların yapılmadığı bahçelerde doğal denge korunacağı ve hiç kimyasal savaşa gerek kalmayacağı ortaya konmuştur.

Elma pamuklubiti’nin parazitoidi Aphelinus mali Hold. (Hym.:Chalcididae) Orta Anadolu Bölgesi’nde zararlıyı %70 oranında parazitleyebilmektedir. Bu yüzden zararlıya karşı ilaçlama yapmaya gerek kalmamaktadır. Ayrıca zararlıyı faydalı arıcıklara karşı koruyan karıncaları yok etmek de pamuklubitin parazitlenme olanağını arttırır.

Antalya ili zeytinliklerinde yapılan çalışmada doğal düşmanların en yoğun ve yaygın olarak nisanın 2. yarısı ile haziranın ilk yarısı arasında parazitoidlerin ise temmuz sonu ile eylülün ilk yarısında bulunduklarını, doğal dengenin devamı için bu dönemde kimyasal savaş yapılmamasını yararlı bulmuştur.

Yaprakbüken (Archips spp. (Lep.:Tortricidae) populasyonunu baskı altına alabilecek olan Trichogramma embryophagum (Hartig) (Hym.:Trichogrammatidae) kiraz bahçelerinde %65 oranında zararlıyı parazitlemektedir.

Sanjose kabuklubiti (Quadraspidiotus perniciosus Comst. (Hom.:Diaspididae)) birçok meyve ağacında zararlı olup savaşında kısa budama ve temiz fidan kullanımı gibi kültürel önlemler önemli yer tutar. Bu zararlıyla biyolojik savaş şansı da vardır.  Parazitoidi Prospaltella perniciosi Tower Marmara, Ege ve Karadeniz Bahçelerine adapte olmuştur. San Jose populasyonunun düşük olduğu yerlerde P. perniciosi salımı yapılarak veya bulaştırılarak zararlı baskı altına alınabilmektedir. Parazitoidin salımı nisan-mayıs ve ağustos sonu-eylül aylarında yoğun düzeyde yapılmalıdır.

Virgül kabuklubiti (Lepidosaphes ulmi (L.) (Hom.:Diaspididae)’nin predatörü Hemisarcoptes malus (Shimer) (Acarina:Hemisarcoptidae) ilaçlama yapılmayan yerlerde zararlıyı tek başına baskı altında tutabilir. Bu nedenle H. malus’un yoğun olarak bulunduğu yörelerden 10-45 cm uzunluğunda kabuklubit ve predatör akar ile bulaşık dallar kesilerek H. malus’un bulunmadığı yerlerdeki zararlı ile bulaşık ağaçların dallarına özellikle sonbaharda bağlanır.

Çay koşnili (Chloropulvinaria floccifera (Westw.) (Hom.:Coccidae))’nin hastalık etmeni Verticillium lecanii Zim. oldukça etkindir. Fungusla enfekte olan koşniller mat beyaz renkli mumsu bir görünüş kazanırlar. Predatörü Hyperaspis campestris L. (Col.:Coccinellidae) çaylıkta bitki başına en az bir adet ise ilaçlamaya gerek kalmaz. Bu yoğunlukta değilse diğer bahçelerden toplanıp bitki başına bir adet salımı yapılmalıdır.

Fındık koşnili Parthenolecanium spp. (Hom.:Coccidae) üzerinde de Verticillium lecanii oldukça etkilidir. Bu zararlıyla bulaşık alanlarda fungusu koruyabilmek için kükürtlü preparatlar kullanılmalıdır.

Bağ üvezi (Arboridia (=Erythroneura) adanae Dlab.) (Hom.:Cicadellidae))’nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde 2 yumurta parazitoidi bulunmuştur. Oligosita pallida Krygger (Hym.:Trichogrammatidae) Anagrus atomus L. (Hym.:Mymaridae)’a göre daha yüksek oranlarda bulunur ve %85-99 parazitlenme sağlar. Parazitlediği yumurtalar 7 gün sonra siyah renge dönüşür. Ayrıca bu parazitoidler böğürtlenlere yumurta bırakan Edwarsiana rosae (L.)’nin yumurtalarında kışladığı için bağların kenarında bulunan yabani gül ve böğürtlenler korunmalı, olmayan yerlerde yetiştirilmelidir.

Pamukta zararlı kırmızıörümcekler (Tetranychus cinnabarinus Boisd. ve Tetranychus urticae Koch. (Acarina:Tetranychidae)’in doğal düşmanları olan Scolothrips longicornis Priesner (Thy.:Thripidae), Stethorus spp. ve Scymnus spp. (Col.:Coccinellidae), Chrysoperla carnea Steph. (Neu.:Chrysopidae), Orius spp. (Het.:Anthocoridae), Nabis spp. (Het.:Nabidae), Deraeocoris sp. ve Campylomma diversicornis Reut. (Het.:Miridae), Geocoris spp. (Het.:Lygaeidae) zararlı populasyonunu baskı altına alabilecek etkinliktedir. Benzer şekilde pamuk yaprakbiti Aphis gossypii Glov. (Hom.:Aphididae)’ nin özellikle Coleoptera Takımı, Coccinellidae familyasından predatörleri (Coccinella septempunctata L. ve C. undecimpunctata L., Adonia variegata (Goeze), Adalia bipunctata, Scymnus spp. ve Exochomus spp.) populasyonu azaltıcıdır. Pamukta yeşilkurt Helicoverpa armigera Hübn. (Lep.:Noctuidae)’un en önemli parazitoidi olan Apanteles sp. Çukurova’ da (Hym.:Braconidae) mevsim sonuna doğru parazitleme oranı %60’a kadar çıkmaktadır.

Doğumeyve güvesi’nin Karadeniz ve Marmara Bölgesinde parazitoidi olarak saptanan Trichogramma evanescens West. (Hym.:Trichogrammatidae) korunmalıdır.

Dünyada meyve ağaçlarında ve bağlarda zararlı Tetranychidae familyasından kırmızıörümceklerin en etkili predatörü avcı akar Typhlodromus pyri Scheut.’dır. Bulunduğu ekosistemde korunarak etkinliği arttırılabileceği gibi üretilip salınarak da biyolojik savaş ajanı olarak kullanılmaktadır.

Fungus, virüs ve nematodlar gibi diğer mikroorganizmalar da zararlılar ile savaşda kullanılmaktadır. Bunlardan yaygın olarak kullanılan Bacillus thuringiensis ve Nuclear Poly hidrosus virüsleri’nin kullanıldığı alanlar aşağıda Çizelge 2 ve 3’de verilmiştir.

Çizelge 2. Türkiye’ de Bacillus thuringiensisin etkili olduğu ve kullanıldığı zararlılar

 

Zararlı İlaçlama Zamanı B.t. Dozu
Patates böceği Leptinotarsa decemlineata 1. dönem larvalara birer hafta arayla 3 kez  
Lahana yaprak güvesi (Plutella xylostella L. ve P. maculipennis Curt. Mayıs-eylül’ de larva yoğun ve zarar yaygınsa 16000 IU/mg

150 g/da

Lahana Kelebeği (Pieris brassicae L. % 10 bulaşma 16000 IU/mg

150 g/da

Altın kelebek (Euproctis chrysorrhoea L.) % 30 dan fazla bulaşık ağaç ve bulaşık ağaçların % 10’ unda ağaç başına ort. 15-20 kışlık yuva bulunduğunda 16000 IU/mg WP 50 g/ 100 l su
Amerikan beyaz kelebeği (Hyphantria cunea Drury) haziran veya ağustos’ ta larvalar ağlarını örmeye başlayınca veya yumurta kümelerindeki bütün yumurtalar açıldığında, % 1 bulaşma olduğunda 50 g/100 l su
Elma ağ kurdu (Yponomeuta malinellus Zell çiçeklerin açılmasından önce veya çiçek taç yapraklarının % 70-80’ inin dökümünden sonra, epidermis içine girmiş veya ağ örmüş 4 larva kümesi/100 yaprak buketi 25 g/100 l su
Yüzük kelebeği (Malacosoma neustria (L.) kışın ağaçların % 30 dan fazlası bulaşık ve bulaşık ağaçların % 10’ unda ortalama 15-20 yumurta kümesi/ağaç varsa ilkbaharda larvalar yumurta kümesini tamamen terk ettiklerinde 50 g/100 l su
Harnup güvesi (Ectomyelois ceratoniae (Zell.)) haziranın son yarısından itibaren 10-15 gün ara ile 5-6 kez ilaçlama 70 g/100 l su
Kır tırtılı (Lymantria dispar L.) mayıs ayı içinde larva çıkışı ile birlikte 50 g/ 100 l su
Limon çiçek güvesi (Prays citri Mill.) nisan’ da çiçeklenme döneminde çiçeklerin % 50’ den fazlası zararlının yumurta ve larvası ile bulaşıksa 10 gün ara ile 2-3 kez uygulama 100 g/100 l su
Salkım güvesi (Lobesia botrana Den.-Schiff.) Her dölde ilk larva çıkışında, % 1 oranında bulaşma olduğunda Ege B: 16000 IU/mg, 150 g+ 1 kg tozşeker/100 l su,

10000 IU/mg 300 ml+ 1 kg tozşeker /100 l su

Güney ve Orta Anadolu B:

16000 IU/mg 100 g+ 100 g pekmez/100 l su

Orta Anadolu B: 16000 IU/mg 150 g/100 l su

 

Çizelge 3. Dünyada  kullanılan virüsler ve kullanıldığı alanlar

 

Zararlı Ürün/Kullanım Alanı Aktif madde Ruhsat sahibi
Pancar

yaprakkurdu

sebzeler, süs bitkileri, pamuk, mısır, yerfıstığı vs. Pancarkurdu nucleopolyhedrovirusu (Spodoptera exigua NPV) (129078) Thermo Trilogy Corp.
7500 Grace Dr.
Columbia, MD
Elma içkurdu Elma, armut, ceviz Elma içkurdu granulovirusu (Cydia pomonella GV) (129090) Thermo Trilogy Corp.
7500 Grace Dr.
Columbia, MD
Mısır kurdu, tütün kurdu Çeşitli sebzeler, süs bitkileri, diğer ürünler Mısırkurdu Nucleopolyhedrovirusu (Helicoverpa zea NPV) (107300) Thermo Trilogy Corp.
7500 Grace Dr.
Columbia, M
Orgyia pseudotsugata Çeşitli orman ağaçları, süs bitkileri veyadiğer özel alanlarda ticari olmayan ağaçlar. Hükümetin desteklediği programlarda sınırlı ya da geniş alanda kullanım Orgyia pseudotsugata Nucleopolyhedrovirusu (NPV) (107302) USDA Forest Service
180 Canfield St.
Morgantown, WV 26505
Kır tırtılı

 

Çeşitli orman ağaçları, süs bitkileri veyadiğer özel alanlarda ticari olmayan ağaçlar. Hükümetin desteklediği programlarda sınırlı ya da geniş alanda kullanım Kır tırtılı Nucleopolyhedrovirusu (Lymantria dispar NPV) (107303) USDA Forest Service
180 Canfield St.
Morgantown, WV 26505

            3.1.6. Kimyasal savaş

Organik tarımda kullanılmasına izin verilen organik ve inorganik zehirler uluslar arası organik tarım örgütlerince belirlenmekle beraber ürünün satıldığı ülkelere göre de değişmektedir. Ülkemizde organik tarımda değişik aşamalarda uyulması gerekli esaslar ‘Bitkisel ve Hayvansal Ürünlerin Ekolojik Metotlarla  Üretilmesine İlişkin Yönetmelik’ 24 Aralık 1994 tarih ve 22145 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu yönetmelikte ülkemizde organik tarımda kullanılabilecek zehirlerde yer almaktadır.

Ülkemizde organik tarımda sarımsak, sütleğen, arapsabunu gibi organik zehirler üreticiler tarafından yapılarak kullanılmaktadır. Ancak bunların çevreye etkisi bilinmemektedir. Ruhsatlı ürünler son yıllarda piyasada yerini almaya başlamıştır. Ruhsat alan ürünlerin etkisi, etki süresi gibi kullanım şekli, çevreye etkisi çoğunlukla bilinmekte ve buna göre güvenli bir şekilde kullanılabilmektedir.

Zehirler hastalıklarda koruyucu olarak veya ilk belirtiler görüldüğünde kullanılabilir. Bu zehirin yapısına ve hastalığın epidemisi ve şiddetine göre değişir. Hastalığın şiddeti  ve çevrede bulunan diğer bitki ve zararlılar değerlendirilerek zehirler en etkili şekilde kullanılmalıdır.

Zararlılar, ancak belli bir yoğunluğa eriştiğinde ürün kaybına neden olurlar. Bu nedenle zararlının yoğunluğu, ürün kaybı oluşturmaya başladığında ve yapılan savaş masraflarını, savaş ile sağlanacak ürün artışının artı değeri karşılayacak ise kimyasal savaş yapılmalıdır.

Tahmin ve uyarı yöntemi olan hastalıklara karşı ise uyarı verildiğinde ilaçlama yapılmalıdır. Bağda mildiyö ve Bağ salkım güvesine ve Elma bahçelerinde Kara leke ve Elma iç kurduna karşı tahmin uyarı sistemi geliştirilmiş olup, İl Tarım Müdürlükleri’nce takip edilmekte ve il, ilçe ve köylerde uyarı yapılmaktadır.

Organik tarımda kullanılmasına izin verilen zehirlerden işletmede bulunan doğal düşmanlara en az yan etkisi olan zehirler seçilerek kullanılmalıdır. Bu zehirler etkili oldukları dozda  kullanılmalıdır. Yetiştirilen bitkilerde birden fazla zararlı varsa ve zararlıların hepsine veya birkaçına etkili olan ortak kullanılabilecek zehir varsa öncelikle bu zehirler tercih edilmelidir.

Zehirlerin çoğu değme etkili olduğundan zehirlerin hedeflerine ulaşması yani zararlılara değmesi gerekir.  Zararlıların çoğu yaprak altında bulunduğu için yaprak altının iyi ilaçlanması gerekir. İlacı hedefine ulaştırabilecek en uygun ilaçlama aleti kullanılmalıdır.

Bazı zararlı böcek ve akarlar yetiştirme alanının bir bölgesinde görülür. Bu durumda sadece o bölge ilaçlanmalıdır. Böylece hem zararlı bulunduğu yerde öldürülmüş olur hem de diğer bölgelerde bulunan doğal düşmanlar korunmuş olur. Bunun sonucunda etkili savaş yaparken daha az zehir kullanılarak daha az masraf yapılmakta ve zehirin çevreye olumsuz etkisi azaltılmaktadır.

 3.1.6.1. Zararlılara  karşı kullanılan organik insektisitler

Gelişmiş ülkelerde organik klorlu ve organik fosforlu insektisitlerin keşfinden önce 1930-40 yıllarında, tarımsal zararlılarla mücadelede bitkisel kökenli insektisitlerin önemli oranlarda kullanıldığı kayıtlıdır. 1939 yılında ABD’de toplam pyrethrum ithali 5400 ton iken 1990 yılında bu miktar sadece 350 ton olmuştur. Bitkisel kökenli insektisitler zamanla yerlerini daha etkili, etki süreleri daha uzun sentetik insektisitlere bırakmıştır. Ayrıca gelişmiş ülkelerde sentetik insektisitler teknoloji sayesinde daha ucuz elde edilebilirler.

Günümüzde  bitkisel kökenli insektisitler dünya pazarının % 1’ini oluşturmakta ve organik tarıma yönelim nedeniyle yıllık satışlar her sene %10-15 oranında artış göstermektedir

Sentetik insektisitlerin bilinçsizce kullanımı sonucu zararlılarda dayanıklılık oluşmuş , insan ve çevre sağlığı olumsuz etkilenmiştir. Bu yüzden bitkisel kökenli insektisitlere olan ilgi yeniden önem kazanmış ve son yıllarda organik tarımla birlikte bu konudaki çalışmalar da yoğunluk kazanmıştır.

Doğal insektisitlerin ruhsat alabilmesi için toksikolojik ve ekotoksikolojik 100’den fazla özelleşmiş testten geçmesi gerekir ki bu 10 yıl sürmekte ve büyük pararlar harcanmaktadır. Bu nedenle günümüzde ruhsat almış organik insektisitlerin sayısı sentetiklere göre daha azdır.

Avrupa’da 30 senedir uygulanan organik tarım çalışmaları ülkemizde küçük çapta uygulanmaktadır. Çiftçilere organik tarımın önemi anlatılarak bitkisel kökenli insektisitleri kullanmaya teşvik edilmelidir.

3.1.6.1.1. Bitkisel kökenli doğal insektisitler

Bunlar, bitkilerden çeşitli yöntemlerle elde edilen ve insektisit özelliği gösteren bileşiklerdir. Bu maddeler işlenmemiş bitkisel materyaller, bitki ekstraktları ve bitkilerden izole edilen saf bileşikler gibi formlarda olabilir.

2000’den fazla bitkinin insektisit etkisinin var olduğu bilinmesine karşın pratikte yararlanılanların sayısı çok azdır. Bunun nedenleri doğal kaynakların kısıtlı olması, standardizasyon ve ruhsat almadaki zorluklardır.

 Bitkisel kökenli doğal insektisitlerin sentetik insektisitlere göre avantaj ve dezavantajları

Avantajları

1.Bitkisel kökenli doğal insektisitler, güneş ışığında, nemde ve rüzgarlı hava koşullarında çok hızlı bir şekilde parçalandıklarından hasattan kısa bir süre önce kullanılabilme özelliğine sahiptirler.

  1. 2. Her ne kadar hemen öldürmese de böceklerin beslenmelerini çok hızlı bir şekilde durdururlar dolayısıyla zararı önleme bakımından hızlı etki gösterirler.
  2. 3. Nicotine gibi sıcakkanlılara çok zehirli bazı bitkisel kökenli insektisitler hariç

tutulursa geriye kalan bitkisel kökenli doğal insektisitlerin çoğu memelilere ve çevreye çok toksik değildirler.

  1. Bitkisel kökenli doğal insektisitlerin çoğu fitotoksik değildir. Ayrıca çimlenme, büyüme ve ürünün kalitesine olumsuz etkileri yoktur.

5.Doğal formlarda kullanıldığında dayanıklılık oluşturma riskleri pratikte yok denecek kadar azdır.

  1. Çoğunlukla az gelişmiş ve işçilik maliyeti düşük olan bölgelerde yetiştikleri için, o bölgelerde sentetik insektisitlere göre daha ucuz ve kolay elde edilebilirler.

 Dezavantajları

1.Doğada hızlı parçalandıklarından ilaçlama zamanının çok iyi ayarlanması gerekmekte ve daha sık uygulama gerektirirler.

2.Etkili maddenin bitkiden elde edilmesi sırasında her zaman aynı oranı yakalamak güçtür. Bu nedenle standart etki beklenemez. Bu yüzden ruhsat almış bitkisel kökenli preparatların sayısı çok az azdır.

  1. Bitkisel kökenli doğal insektitlerin özellikle bitki eksratlarının depolanması hemen hemen mümkün değildir. Hazırlandıktan sonra hemen kullanılmaları gereklidir.

Bitkisel kökenli doğal insektitler çoğunlukla daha az toksik olduğu düşünülsede akut toksisitesi yüksek olan nicotine gibi bazılarının uygulanması sırasında gerekli özen gösterilmelidir.

5.Ruhsatlı preparatlar olmadığında bazı bitkisel kökenli doğal insektisitlerin kronik toksisiteleri  ve gıdalardaki tolerans değerleri hakkında bilgiler yeterli değildir.

Bitkisel kökenli doğal insektisit olarak üzerinde en çok çalışılan önemli bitkilerden bazıları aşağıda yeralmaktadır.

Azadirachtin

Bitkisel kökenli insektisit olarak üzerinde en çok çalışmalar yapılan bitki Azadirachta indica’ dır. Bu bitkinin yaprak veya kabuklarının kurutulmasıyla toz halinde, meyve veya tohumdan ekstrakt elde edilerek tohum veya tohum kabuğundan elde edilen yağ gibi çeşitli şekillerde zararlılarla mücadelede kullanılır. İlk olarak 1978 yılında yaprakları ezilerek lahana bitkisine uygulanmış ve lahana böceğinin olmadığı görülmüştür. Tropik ve subtropik bölgelerde yaşayan 200’ den fazla ısırıcı böcek türüne etkili olduğu tesbit edilmiştir. Yararlılara ve sıcakkanlılara toksik etkisi bulunmamaktadır. Yapılan araştırma sonuçlarına göre

Azadirachtin’in böceklere ;

Uzaklaştırıcı

Beslenmeyi engelleyici

Doğurganlığı azaltıcı

Kısırlaştırıcı

Öldürücü

Yumurta bırakmayı önleyici gibi etkileri saptanmıştır.

Gelişme ve büyümeyi aksatıcı gibi çok sayıda etkileri vardır. Ve bu etkilerin Orthoptera, Homoptera, Heteroptera, Lepidoptera, Coleoptera, Diptera ve Hymenoptera takımına bağlı bir çok türde gözlenmiştir. Azadirachtin ülkemizde domateste yaprak bitine karşı Neem Azal ticari adıyla ruhsat almıştır.

Azadirachtin’in bazı zararlılar üzerinde etkileri:

Etkisi Zararlı Sonuç
Uzaklaştırıcı Sitophilus granarius

S. oryzae

Depolanmış tahıl üzerine uygulanan sulu ekstrakt zararlıyı baskı altına almıştır.
Beslenmeyi engelleyici Spodoptera littora

 

Tütün fideliklerinde püskürtülen %1-5’lik tohum ekstraktı bitkiyi böceğin zararından korumuştur.

 

Büyümeyi ve gelişmeyi engelleyici Ceratitis capitata A.indica’nın eksraktı ile beslenen larvaların başkalaşım ve gelişimlerinde olumsuzluklar olmuştur.
Yumurta bırakmayı önleyici Phtorimaea operculella %5’lik tohum ekstraktı uygulanan patateslerde zararlının yumurta bırakması engellenmiştir.
İnsektisit Leptinotarsa decemlineata,

Pieris brassicae

Farklı dozda uygulanan tohum eksraktları zararlıların %100’e varan oranda ölüme neden olmuştur.

 Pyrethrum

Chrysanthemum cinerariaefolium’un çiçeklerinden elde edilen pyrethrum mevcut insektisitlerin içinde en eski ve en güvenilir olup halen geniş alanlarda kullanılan tek bitkisel kökenli insektisittir.Isırıcı ve emici böceklere karşı insektisit etkilidir. Daha çok  depolanmış ürün ve ev  zararlılarına karşı kullanılmaktadır. Pyrethrum’un en büyük dezavantajı gün ışığında çabuk parçalanmasıdır.

Pyrethrum’un bazı zararlılar üzerinde etkileri:

Etkisi Zararlı Sonuç
İnsektisit Tribolium castaneum Depolanmış ürüne katılmış toz halindeki pyrethrum zararlıyı baskı altına almıştır.
İnsektisit Rhyzopertha dominica Depolanmış tahıla uygulanan pyrethrum zararlıyı kontrol altına almıştır.
İnsektisit Sitotroga cerealella

Sitophulus oryzae

R.dominica

Depolanmış pirince uygulanan%0.01’lik sulu çiçek eksraktı bu zararlıları %62 oranında başarı sağlamıştır.
İnsektisit Myzus persicae

Macrosiphum rosae

Pyrethrum e.m’li aerosol ile muamele edilen bahçe bitkilerindeki afitler kontrol altına alınmıştır.
İnsektisit Pieris brassicae Lahanalar zararlıdan korunmuştur.

 Rotenone

Amerika’da yetişen Lonchocarpus sp. (Fabaceae) ve Asya’da yetişen tropik bir bakla türü olan Derris sp. (Fabaceae)  ve Terphrosia sp.bitkilerinin  köklerinden eksrakte edilerek kullanılmaktadır. Böceklerde kontakt ve hemde mide zehiri olarak etki gösterir ve genelde yaprakla beslenen Lepidoptera takımına ait türlerin larvalarına karşı mücadelede kullanılır. Balıklara son derecede toksik olduğu saptanmıştır.

Rotenone’un bazı zararlılar üzerindeki etkileri

Etkisi Zararlı Sonuç
İnsektisit Sitophilus oryzae Depolanmış ürüne toz halinde karıştırıldığında ürün zararlıdan korunuyor.
İnsektisit Anoidiella aurantii Bahçe bitkilerinin dallarına püskürtüldüğünde ağaçtaki zararlı kontrol altına alınıyor.
İnsektisit Ceratitis capitata Sulu eksraktla beslenen larvalarda ölüm görülmüştür.
İnsektisit Spodoptera littura Uygulanan bitkilerde zararlı baskı altına alınmıştır.
İnsektisit Leptinotarsa decemlineata Patates bitkisine uygulandığında zararlı kontrol altına alınmıştır.

 Nicotine

Nicotiana tabacum ve diğer Nicotiana türlerinin yapraklarından çeşitli metotlarla ekstrakte edilen nicotine Avrupa’da 1950’li yıllardan beri kullanılmaktadır. Tütün yapraklarının sulu ekstraktı zararlı böceklere karşı kontakt etki gösterir.Daha çok afitler ve diğer yumuşak vücutlu böceklere karşı mücadelede kullanılmaktadır.

Sıcakkanlılara son derece toksik olan nicotini kullanırken dikkat edilmelidir.

 Ryania

Güney Amerika kökenli Ryania speciosa adlı bitkinin kök, yaprak ve gövdesinden ekstakte edilmekte ve Lepidoptera larvalarına temas ve mide zehiri etkisi göstermektedir( Ostrinia nubilalis, Cydia pomonella, Dacus dorsalis ve Heliothis zea gibi zararlılara insektisit ve repellent etkisinin olduğu saptanmıştır).Ancak memelilere yüksek toksisitesi yüzünden kullanımı kısıtlanmıştır.

 Quassine(Acı ağaç)

Quassine armara adlı bitkinin gövdesinden elde edilen ekstrakt meyvecilikte unlu bitlere ve testereli arılara karşı insektisit ve repellent olarak kullanılır (75g bitki / 1 lt su içinde 24 saat ıslatılır, kaynatılır, arap sabunu konur ve soğutulur).

Sabadilla

Schoenocaulon officinale bitkisinin tohumundan elde edilen eksrakt Heteroptera takımına ait zararlılarda kullanılmakla birlikte Cydia pomonella, Ostrinia nubilalis, Thrips tabaci ve Empoasca spp. gibi zararlılara karşı insektisit etkisi göstermektedir.Balarılarına toksisitesi yüksek olduğundan kullanılırken dikkat edilmelidir.

 Bitkisel Yağlar

Son yıllarda yapılan çalışmalarda bitkisel yağların repellent etkilerinin yanısıra kontakt ve solunum yoluyla böcekleri öldürdüğü gözlenmiştir. Bitkisel yağlar genellikle depolanmış ürün zararlılarına karşı kullanılmaktadır. Depolanmış üründe zarar yapan başlıca coleoptera takımı türlerin fümigasyonunda öldürücü etki yaptığı bulunmuştur. Kolza ve Neem bitkilerinden elde edilen yağlı preparatlar  kısmen kükürdün de eklenmesiyle kırmızı örümceklerin yumurtalarına karşı başarıyla kullanılmaktadır .Bunun yanısıra susam, keten, pamuk, haşhaş ve zeytinden elde edilen bitkisel yağlar su ve arap sabunu ile karıştırılıp çıplak vücutlu böceklere karşı kullanılmıştır. Bir başka çalışmada kimyon, anason ve okaliptüs yağının Aphis gossypii’e sarımsak yağının Trigoderma granarium’a etkili olduğu bulunmuştur.

 3.1.6.1.2. Organik tarımda kullanılan diğer insektisitler

1.Potasyum sabunu (Arap Sabunu): Meyve ağaçları ve sebzelerde yaprak bitlerine karşı kullanılan bu sıvı sabunun başarısı populasyon yoğunluğuna göre değişmektedir. Etki süresi çok kısadır.

2.Jelatin: İnsektisit olarak kullanımı mümkündür. Fakat ne şekilde kullanılabileceği hakkında herhangi bir bilgi yoktur.

3.Parafin yağları: Ekolojik tarımda insektisit ve akarisit olarak zararlıların kış yumurtalarına karşı kullanılmaktadır.

4.Kaya unu:Zararlı böceklerin solunum sistemini kapayıcı toz olarak kullanılmaktadır.

5.Böceklerde granül oluşturan virus preparatları: Elma iç kurduna karşı kullanılan bu preparatlar diğer meyve iç kurtlarına karşı da denenmektedir.

6.Mineral yağlar:İnsektisit olarak sadece meyve ağaçları, bağ, zeytin ve tropikal ürünlerde kullanılmasına izin verilmiştir.

7.Bacillus thuringiensis preparatları: Meyvecilikte özellikle bağlarda Lepidoptera larvalarına karşı selektif etki göstermektedir. Patates böceğine karşı da kullanılmaktadır.

8.Metaldehit:Sümüklüböceklerin savaşında tuzaklarda repellent olarak kullanılmaktadır.

9.Diamonyumfosfat: Cezbedici olarak sadece böcek tuzaklarında kullanılmaktadır.

10.Kireç-Kükürt bulamacı:İnsektisit, akarisit ve fungisit etkisi bulunmaktadır. Meyve ağaçlarında kabuklu bitleri baskı altına aldığı saptanmıştır.

ve 4. gün gözlendi.

3.1.7. Organik tarımda tarımsal mücadele ilkeleri

Organik tarımda sağlıklı bir tarımsal çevrede sağlıklı bitkiler yetiştirmek temel ilke olmaktadır. Organik tarımda tarımsal savaş ise işletmede zararlıların yoğunluğunu azaltıcı veya bulaşmasını önleyici ya da rekabet ettiği diğer organizmaların yoğunluğunun artmasını teşvik edici bir yetiştirme yönetiminin oluşturulması sanatı olarak görülebilir. Sağlıklı bir tarımsal çevre düzeninde zararlılar sorun olmayacaktır. Ancak, sıcaklık veya nem gibi iklim unsurlarının değişmesi ve aşırı derecede sapmalar göstermesi, tarımsal uygulamalarda yapılan yanlışlıklar veya doğal bitki örtüsünün bozulması gibi nedenlerle doğal denge bozulabilir ve zararlılar ile ilgili sorunlar ortaya çıkabilir. Böyle bir sorun ile karşılaşmamak için mümkün olduğunca doğal fauna ve florayı bozmadan bunların bir uyum içinde yaşamlarını sürdüreceği bir üretim deseninin oluşturulması gerekir. Özellikle doğal bitki örtüsünün mümkün olduğunca korunması önemlidir. Üretimde hastalık ve zararlılara daha dayanıklı olduğu bilinen yerel çeşitlere önem ve öncelik verilmelidir. Bir üretim döneminde yetiştirilen bitkilerdeki hastalık, zararlı ve yabancı otlar ile bunlarla beslenen doğal düşmanlar göz önüne alınarak üretim ve ekim nöbeti sistemi yerleştirilmelidir. Bunu yaparken organik tarım işletmesinde sorun olabilecek zararlılara duyarlı tür veya çeşitler ile dayanıklı olanlar veya bu zararlıları öldüren, uzaklaştıran veya yoğunluklarını azaltan bitkiler birbirlerini destekleyecek bir şekilde yetiştirilmelidir. Zararlılar ile beslenen doğal düşmanların barındığı veya beslendiği bitkilerin de tarımsal çevre düzeninde doğal düşmanların yoğunluğunu arttırıcı bir şekilde yer alması sağlanmalıdır. Ayrıca zararlılar ile rekabete giren türlerin de belirli bir düzen içerisinde organik tarım sistemine yerleştirilmesi ile zararlıların artması veya zarar vermesi önlenebilir.

Organik tarım işletmesi alanında bulunan tüm bitkilerde survey yapılarak hastalık çıkışları, yabancı ot, zararlı böcek ve doğal düşmanların yoğunlukları belirlenerek uygulanabilecek savaş yöntemleri göz önüne alınıp değerlendirildikten sonra en uygun savaş yöntemleri kullanılmalıdır.

 3.1.8. Örnek: Örtüaltı sebze yetiştiriciliğinde zararlılara karşı organik tarımda kullanılabilecek savaş yöntemleri

Sebze seralarında biyolojik savaş stratejisi doğal dengenin korunması ve yararlıların doğal populasyonlarından yararlanılması olarak belirlenmiştir. Bu amaçla, sebze çeşitlerinde bulunan zararlılar ve yararlıların belirlenmesi ilk adımdır. Örtüaltı sebze yetiştiriciliğinin yapıldığı seralarda öncelikle bulunan zararlılar saptanmıştır. Bunlar; beyaz sinek (BS) (Trialeurodes vaporariorum Wetw., Bemisia tabaci Genn. (Hom.Aleyrodidae), yaprak galeri sineği (YGS) (Liriomyza trifolii (Burges), L.bryoniae  (Kaltenbach) ), L. huidobrensis (Blanchard) (Dip.:Agromyzidae)), kırmızı örümcek (KÖ) (Tetranychus cinnabarinus (Boisd.), T. urticae Koch. (Acarina:Tetranychidae), trips (Thrips tabaci Lindeman, Frankliniella occidentalis (Pergande)(Thys.Tripidae)), yaprak biti (YP)(Aphis gossypii Glover, Macrosiphum euphorbia (Thomas), Myzus persicae Sulzer) (Hom.:Aphididae), Domates pas akarı (DPA) Aculops lycopersici (Massee) (Acarina:Europhyhidae)’dır. Bundan sonra her zararlının etkili olan doğal düşmanları belirlenmiş ve populasyonları izlenerek her zararlı üzerinde daha etkili olan doğal düşmanlar ortaya konmuştur. Seralarda zehir kullanılmaması durumunda doğal düşman tür ve yoğunluğunun arttığı ve zararlıların çoğunu baskı altına aldığı saptanmıştır. Bu doğal  düşmanların türleri belirlenmiş ve populasyon gelişmeleri zararlı populasyonları ile incelenerek etkili oldukları zararlılar ve dönemleri belirlenmiştir. Doğal düşman populasyonlarının korunması ve arttırılması için gerekli uygulamalar belirlenmiştir. Örtüaltı sebze yetiştiriciliğinde yapılan çalışmalar ve elde bulunan savaş yöntemleri ile entegre zararlı yönetimi yapılabilmektedir. Organik tarıma geçebilmek için hastalık ve zararlı böceklere karşı alternatif savaş yöntemlerine ve tarımsal çere düzeninde uygun bitki nöbetleşmesi, ekim deseni ve örtü bitkisi üzerinde çalışmalara gerek vardır.

Örtüaltı sebze yetiştiriciliğinde bulunan hastalık, zararlı böcek ve akar ile bunların doğal düşmanları haftalık kontrolleri yapılarak populasyonları izlenmelidir. Zararlıların yoğunluklarını azaltıcı ve bunların doğal düşmanlarının yoğunluklarını arttırıcı önlemler alınmalıdır. Serada devamlı salgın yapan bir zararlı olması halinde, bu zararlı üzerinde etkili olan yararlıların doğal populasyonlarının yetiştirme mevsiminin başında desteklenmesi ile zararlı yoğunluğunun mevsim başında artışı  önlenmiş olur. Serada, zararlıların yoğunluğu artmaya başladığında, serada yetiştirilen sebze çeşidinde her zararlıya karşı doğal etkisi yüksek olan ve biyolojik savaş etmeni olarak etkili bulunan yararlılardan biri kullanılmalıdır. Biyolojik savaş etmeni kullanıldığında,  biyolojik savaş için belirlenen bir ekonomik  zarar eşigi varsa bu dikkate alınmalıdır. Çünkü biyolojik etmenin uygulanması da besin zincirini ve doğal dengeyi etkileyerek doğal dengenin bozulmasına ve çevre kirliliğine neden olabilir.

3.1.8.2. Zararlılara karşı kullanılacak savaş yöntemleri:

Yaprak galeri sineği: Diglyphus isae (Walker) (Hym.:Eulophidae)’nin D. isae zararlıyı doğal olarak baskı altına aldığından, yararlıyı koruma ve yoğunluğunun arttırılması önlemleri alınmalıdır. Sarı yapışkan tuzaklar kullanılmalıdır. Bitkilerin alt yapraklarının alınması gerektiğinde parazit erginlerinin çıkışından sonra yapraklar toplanmalıdır. Yaprak galerisineklerinin tercih ettiği yazlık ve kışlık bitkilerde ve bazı yabani otlarda bu zararlının parazitoidi de bu bitkilerde yıl boyunca varlığını sürdürmektedir. Bu bitkiler Fasulye, hıyar, lahana, sarmısak, Ahrysanthemum spp., Emilia sonchifolia, Galinsoga parviflora, Sonchus asper, Amaranthus retroflexus, Portulaca oleracea, Hydrocotile umbellata ve Datura stramonium olup tarımsal çevrede bulundurulmalıdır. Yaprak galerisineklerinin yoğunluğu 10 larva/yaprak olduğunda, D. isae 5-30 parazitoid/10m2 oranında kullanılabilir. Zararlının yoğunluğu ekonomik  zarar eşigini aşması durumunda organik pestisitlerden yörede bulunan doğal düşman veya salımı yapılan biyolojik ajana en az yan etkisi olan ruhsatlı organik zehirler kullanılmalıdır.

Beyaz sinek: Macrolophus caliginosus Wgn. (Heter.: Miridae) zararlıyı genellikle baskı altına aldığından koruyucu önlemler alınmalıdır. Sarı yapışkan tuzaklar kullanılmalıdır. Predatörün bulunmaması halinde beyaz sineğin düşük (1 larva/yaprak<) yoğunluğunda M. caliginosus 1 adet/m2, zararlının bulunduğu bölgeye dağıtılması ile başarılı bir savaş yapılabilir.  Beyazsinek yoğunluğu 5 adet/yaprak ulaştığında Encarsia formosa Gahan (Hym.:Aphelinidae) 1 parazitoid/5 beyaz sinek larvası oranında salınır. M. caliginosus ile E. formosa birlikte kullanılabileceği ve birbirlerinin etkisini arttırdıkları belirlenmiştir.  Ayrıca, zararlı yoğunluğu bitki başına 2-3 larva veya pupa olduğunda Deraeocoris pallens Reut. (Het.: Miridae) 2 avcı/1m bitki sırası olacak şekilde salım yapılabilir. Bu yararlı türlerin tercih ettiği bitkiler (zambak, civan perçemi, dereotu, yabani havuç, kimyon, rezene, kişniş, üçgül, maydanoz, kadife çiçeği, nane, yonca) çevrede bulundurulmalıdır. Zararlının yoğunluğu ekonomik  zarar eşigini aşması durumunda organik pestisitlerden yörede bulunan doğal düşman veya salımı yapılan biyolojik ajana en az yan etkisi olan ruhsatlı organik zehirler kullanılmalıdır.

Kırmızı örümcek: Kırmızıörümcek üzerinde etkili olan (Scymnus spp., Stethorus spp., Chrysoperla carnea Steph., Scolothrips longicornis Priesner, Typhlodromus pyri Scheuten, Orius niger (W.)  (Hemip.:Anthocoridae), Deraeocoris spp.) yararlı türlerin korunması gerekmektedir. Bu yararlıların kışlaması ve yazlaması için çit ve ağaç altlarındaki yaprak döküntülerinin kasım-nisan arasında bozulmaması ve çevrede akasya, dut gibi kaba kabuklu ağaçlarının bulundurulması sağlanmalıdır.  Beslenmeleri ve sığınmaları için beyazsinek bölümünde sözü edilen bitkilerin çevrede bulundurulması gerekir. Serada uygun sıcaklık ve nem olmalıdır. Kırmızıörümcek yoğunluğu 5 adet/yaprak olduğunda, Phytoseiulus persimilis A.-H. (Acari:Phytoseiidae), domateste 1/20 avcı/av; hıyarda 1/40 avcı/av oranında salınır. Patlıcan, hıyar ve fasulyede doğal olarak etkili olan S. longicornis ve T. pyri‘nin ile Scymnus spp., Stethorus spp.’in biyolojik savaşda kullanılma olanaklarının araştırılması gerekmektedir.

Yaprakbiti: Yaprakbitini baskı altında tutan (Coccinellidae türleri, C. carnea, Deraeocoris spp., O. niger, Sphoerophoria rüppelli (Wiedeman) ve S. scripta (L.) (Diptera:Syrphidae), Aphidoletes aphidimyza (Rondani)) (Dip.:Cecidomyiidae) türler korunmalıdır. Serada uygun sıcaklık ve orantılı nem olması sağlanmalıdır. Yaprakbiti, özellikle erken ilkbaharda zararlı olduğundan yararlı türlerin de ilkbaharın başında kültür bitkilerinde bulunmaları sağlanmalıdır. Bu amaçla bu dönemde nektar ve ballı madde sağlayan, erken çiçek açan veya kışın yetişen bol çiçek açan kültür bitkileri veya yabani otların, çit bitkilerinin ve ağaçların çevrede bulundurulması sağlanmalıdır. Yaprakbitine karşı etkili bir biyolojik savaş etmeni belirlenmemekle birlikte A. colemani ve A. aphidimyza üzerinde yapılan ön çalışmalar ümitvar sonuçlar vermiştir. Parazitoidlerin mevsim başında bulunduğu ancak etkisiz kaldığı dikkate alındığında, Aphidius colemani (Hom.:Aphiddae) ile mevsim başında destekleyici salımlar yapılmasının uygun olacağı düşünülmektedir.  A. aphidimyza‘nın, seraya çok geç (yaprakbiti yoğunluğu ekonomik eşiği geçtikten sonra) gelmesi ve serada çok az bir süre bulunmasına karşın yaprakbitini yoğunluğunu önemli oranda azalttığı saptanmıştır. A. aphidimyza’nın yaprakbiti yoğunluğunun ekonomik eşiğine yaklaştığında salınması ile başarılı bir savaş yapılabileceği düşünülmektedir. Bu yararlıların biyolojik savaşda kullanım olanakları üzerinde çalışılması uygun olacaktır. Zararlının yoğunluğu ekonomik  zarar eşigini aşması durumunda organik pestisitlerden yörede bulunan doğal düşmanlara en az yan etkisi olan ruhsatlı organik zehirler kullanılmalıdır.

Trips: Tripsler genellikle avcı türler (O niger, Aelotrips collaris Priesner (Thys.:Thripidae), Amblyseius spp. (Acarina:Phytoseiidae) tarafından baskı altına alınmaktadır. Yukarıda bahsedilen önlemlerin alınması tripsin doğal düşmanları için de geçerlidir. Bu türlerden Amblyseius spp’un patlıcanda başarılı olmadığı belirlenmiştir. O niger, Amblyseius spp , A. collaris‘in biyolojik savaşda kullanılma olanaklarının araştırılması uygun olacaktır. Zararlının yoğunluğu ekonomik  zarar eşigini aşması durumunda organik pestisitlerden yörede bulunan doğal düşmanlara en az yan etkisi olan ruhsatlı organik zehirler kullanılmalıdır.

Noctuidae(S. littoralis, Heliothis armigera (Hübn.)(Lep.:Noctuidae): Bu zararlıların yumurta ve larva parazitoidlerinin domateste etkili olduğu saptanmıştır. Bu yararlıların korunması ile zararlılar baskı altına alınabilirler. Bu zararlılara karşı biyolojik savaş etmeni olarak parazitoidleri ve  Bacillus spp. etkili maddeli preparatların biyolojik etkinliğinin araştırılması uygun olur. Ayrıca, serada cinsel çekici tuzakların serada sorun olan Noctuidae türleri üzerideki etkisi araştırılmalıdır. Zararlının yoğunluğu ekonomik  zarar eşigini aşması durumunda organik pestisitlerden yörede bulunan doğal düşmanlara en az yan etkisi olan ruhsatlı organik zehirler kullanılmalıdır.

Domates pas akarı: Pronematus ubiguitus (McG.) (Acarina:Thydaidae)’un serada bulunması halinde Domates pas akarı’yı baskı  altına aldığı; M. caliginosus’un da zararlı popuplasyonunda etkili olduğu saptanmıştır. Bu predatörlerin korunması için gerekli önlemlerin alınması gerekmektedir. Domates pas akarı’nın sorun olduğu seralara P. umbiquitus‘un yerleştirilmesi; M. caliginosus populasyonunun korunması yerinde olur. P. ubiguitus ve diğer  Phytoseiidae’lerin kullanılma olanakları üzerinde çalışılması yararlı olacaktır. Zararlının yoğunluğu ekonomik eşiğini aşması durumunda organik pestisitlerden yörede bulunan doğal düşmanlara en az yan etkisi olan ruhsatlı organik zehirler kullanılmalıdır.

Pis kokulu yeşil böcek: Zararlı entegre zararlı yönetiminin uygulandığı seralarda önemli bir zararlı konumuna gelmiştir. Bu zararlının yumurta parazitoidlerinin etkili olduğu belirlenmiştir. Yumurta parazitoidleri için beyazsinekte belirtilen bitkilerin çevrede bulunmasının yanısıra serada uygun nemin sağlanması gereklidir. Erginler toplanarak imha edilebilir. Zararlının yoğunluğu ekonomik eşiğini aşması durumunda organik pestisitlerden yörede bulunan doğal düşmanlara en az yan etkisi olan ruhsatlı organik zehirler kullanılmalıdır.

Cyrtopeltis  tenuis (Reut.) (Het.:Miridae): Bu tür hem yararlı hem de zararlı bir tür olup entegre zararlı yönetiminin uygulandığı seralarda önemli bir sorun olmaya başlamıştır. Bunun için biyolojisi, zararı, doğal düşmanları ve etkinlikleri araştırılarak bu zararlıya karşı biyolojik savaş olanakları araştırılmalıdır. Zararlının yoğunluğu ekonomik eşiğini aşması durumunda organik pestisitlerden yörede bulunan doğal düşmanlara en az yan etkisi olan ruhsatlı organik zehirler kullanılmalıdır.

3.1.8. Örnek: Bağ yetiştiriciliğinde zararlılara karşı organik tarımda kullanılabilecek savaş yöntemleri

3.1.9.1. Hastalıkların yönetimi

Bağ Küllemesi (Uncinula necator “Sch” Burr): Ana hastalık olan Bağ küllemesi Ege Bölgesi’nin hemen hemen tüm bağlarında mevcut olup mücadelesi hastalık görülmeden yani koruyucu olarak yapılmaktadır. Organik tarımda kullanımı izinli olan preparat toz veya ıslanabilir toz (WP) kükürt’tür. Birinci ilaçlama çiçekten önce sürgünler 25-30 cm boya ulaştığında, ikinci ilaçlama çiçek taç yaprakları dökülüp meyve tutumunda, üçüncü ve diğer ilaçlamalar ise ikinci ilaçlamadan sonra kükürdün etki süresi olan 8-10 gün’lük aralıklarla tanelere ben düşünceye kadar yapılır. Bu hastalıkla mücadelede kültürel önlemler de çok önemlidir. Külleme ile enfekteli çubuklar kış budamasında kesilerek kışlayan misel potansiyeli düşürülmelidir. Yetiştirme sezonu boyunca asmanın iç kısımlarında salkımların çevresinde iyi bir hava sirkülasyonu ve güneşlenme sağlanmalıdır.

Bağ mildiyösü (Plasmopara viticola “B.et.C” Belese et de Toni): Kimyasal mücadele programı Tahmin ve Uyarı sistemine göre oluşturulur. Birinci ilaçlama kışlık sporlarla tahmini bulaşmadan sonra ve yazlık sporların ortaya çıkmasından önce (ilk yağ lekeleri görülmeden) yapılır. İkinci ve diğer ilaçlamalar kullanılan preparatın etki süresi aşıldıkça, duyarlı organlar üzerinde en az iki saati bulan ıslaklıktan itibaren “Aktif Sıcaklıklar Toplamı” dikkate alınarak yapılır. İlaçlama zamanları Tarım İl ve İlçe Müdürlükleri tarafından ilan edilir. İlaçlamalarda Bakırlı preparatlar (bakır oksiklorür, bakırhidroksit, bakıroksit) veya Bordo Bulamacı (Bakır sülfat % 98+ sönmemiş kireç) kullanılabilir.

Bağda Ölükol (Phomopsis viticola Sacc.): Bağlarda ölükol hastalığı giderek yaygınlaşmakta ve mücadele edilmediği takdirde sağlıklı çubuk elde etmek mümkün olmadığından kültürel ve kimyasal mücadelesi üzerinde önemle durulmalıdır. Budama zamanında yapılmalı ve hastalıklı çubuklar dipten kesilerek bağdan uzaklaştırılmalı ve yakılmalıdır. Hasta çubuklardan aşı kalemi alınmamalıdır. İlaçlamalarda kış mücadelesinde (budamadan sonra gözler uyanmadan 20-25 gün önce) Bordo Bulamacı (Bakır sülfat % 98+ sönmemiş kireç), ilkbahar mücadelesinde (1. ilaçlama: sürgünler 2-3 cm iken; 2. ilaçlama: sürgünler 8-10 cm iken; 3. ilaçlama: sürgünler 25-30 cm iken) Bakırlı preparatlar (bakır oksiklorür, bakırhidroksit, bakıroksit) kullanılabilir.

3.1.9.1. Zararlıların yönetimi

Salkım güvesi (Lobesia botrana Den.-Schiff.): Ana zararlı olup Ege Bölgesinde tüm bağlarda yaygındır. Bu zararlı ile mücadelede ilaçlamayı gerektirecek yoğunluğun bulunup bulunmadığı ve ilaçlama zamanları Tarım İl ve İlçe Müdürlükleri tarafından uygulanan Tahmin-Uyarı sistemi çerçevesinde üreticilerimize ilan edilir ve ilaçlamalarda organik tarımda kullanımına izin verilen Bacillus thuringiensis’ li preparatlara 1 kg toz şeker/100 l ilave edilerek kullanılır. Sıcaklık ve orantılı nem bakımından Salkım güvesi larvalarının faaliyeti için daha çok asmanın iç ve alt kısımları uygundur. Bu nedenle asmayı askıya almak, aralamayı ve uç almayı asmanın iç kısmını havadar tutacak şekilde yapmak, bağı otlu bırakmamak, kış temizliğine önem vermek zararlının faaliyetini azaltmak bakımından yararlı olur.

Bağ yaprakuyuzu (Eriophyes vitis Pgst.): İlkbaharda bağda yapılan gözlemler sonucu yapraklarda zarar belirtileri saptandığında ilaçlama yapılmalıdır. Genellikle Bağ yaprakuyuzu’na karşı ayrı bir ilaçlama gerekmez. Zira Külleme hastalığı için yapılan kükürt uygulamaları bu zararlıyı da kontrol altında tutar. Tozlanmanın veya pülverizasyonun, asmanın yeşil aksamının tümüne isabet edecek şekilde yapılmasına özen gösterilmelidir.

Bağlarda görülen kırmızıörümcek, yaprakpiresi, trips gibi diğer zararlılar ikincil öneme sahip olup ancak yetiştiricilik ve kültürel işlemler açısından yapılan yanlış uygulamalar ya da doğal dengenin tahrip edilmesi, faydalı faunanın yok edilmesi sonucu sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Trips ve yaprakpirelerinin populasyon yoğunluğunun ekonomik zarar eşiği’ni aşması durumunda piretrum kullanılabilir.

Kaynaklar

Abdul-Baki, A.A. and J.R. Teasdale. 1993. A no-tillage tomato production system using hairy vetch and subterranean clover mulches. HortScience. 28(2):106-108.

Abdul-Baki, A.A., R.D. Morse, T.E. Devine, and J.R. Teasdale. 1997. Broccoli production in forage soybean and foxtail millet cover crop mulches. HortScience. 32(5):836-839.

Anonymous, 1995. Zirai Mücadele Teknik Talimatları. T.C. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğü, Ankara.

Awad, T. I., F. Önder ve Ş. Kısmalı, 1998. Azadirachta indica A. Juss (Meliaceae) ağacından elde edilen doğal pestisitler üzerinde bir inceleme. Türk. entomol. derg., 22(3):225-240.

Barnes, J.P. and A.R. Putnam. 1983. Rye residues contribute weed suppression in no-tillage cropping systems. J. Chem. Ecol. 9:1045-1057.

Boydston, R. and A. Hang. 1995. Rapeseed green manure crop suppresses weeds in potato. Weed Technology. 9:669-675.

Burgos, N.R. and R.E. Talbert. 1996. Weed control and sweet corn response in a no-till system with cover crops. Weed Science. 44:355-361.

Charmillot, P. J., D. Pasquier et A. Scalco, 1998. Le virus de la granulose du carpocapse Cydia pomonella. Revue suisse Vitic. Arboric. Hortic., 30 (1):61-64.

Creamer, N.G., M.A. Bennett, and B.R. Stinner. 1997. Evaluation of cover crop mixtures for use in vegetable production systems. HortScience. 32(5):866-870.

Çiftçi, K., A. Özkan ve N. Türkyılmaz, 1995. Antalya ili elma zararlılarının biyolojik mücadele imkanlarının araştırılması. Bitki Koruma Bülteni,35 (1-2):45-62.

Erkılıç, L. ve N. Uygun, 1993. Entomopatojen fungusların biyolojik mücadelede kullanılma olanakları. Türk. entomol. derg., 17(2):117-128.

Erkin, E., 1983. Bazı zararlı böceklerin virüs hastalık etmenleri ile biyolojik savaş olanakları. Türk. Bit. Kor. Derg.,7:259-274.

Facelli, J.M. and S.T. Pickett. 1991. Plant litter: its dynamics and effects on plant community structure. Bot. Rev. 57:2-32.

Facelli, J.M. and S.T. Pickett. 1991. Plant litter: its dynamics and effects on plant community structure. Bot. Rev. 57:2-32.

Güncan, A.,2001. Bitkisel kökenli insektisitler ve organik tarımdaki önemi (Yüksek Lisans semineri Basılmamış) (Ege Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Bitki Koruma Anabilimdalı)

Habeck, D.H., F.D. Bennett, and J.H. Frank, 1990. Classical Biological control in the Southern United States. Southern cooperative series Bulletin No.355.

Has, A., 1992. Entegre Mücadelede Kültürel Önlemler. Uluslar arası Entegre Zirai Mücadele Simpozyumu Bildirileri. 15-17 Ekim, İzmir, Türkiye, 167-176.

Hepdurgun, B. ve A. Zümreoğlu, 1995. Zararlılara Karşı savaşta biyoteknik yöntemlerden çiftleşmeyi engelleme (Mating disruption) tekniğinin kullanılması. Türk. entomol. derg., 19(1):55-64.

Hepdurgun, B., A. Zümreoğlu, P. Hıncal ve N. Yaşarakıncı, 1996. Ege Bölgesi’ nde Elma içkurdu (Cydia pomonella (L.)) mücadelesinde kitlesel tuzaklama yöntemini uygulama olanakları üzerinde araştırmalar. II. Ulusal Zirai Mücadele İlaçları Simpozyumu Bildirileri. 18-20 Kasım, Ankara, 176-184.

Hincapie,C.MC, H.ME Saavedra and P.AL Trochez, 1993. Life cycle, behaviour and natural enemies of Liriomyza huidobrensis (Blanchard) on bulb onion (Allium cepa L.).  Revista Colombiana de Entomologia. 1993, 19: 2, 51-57; 13 ref.

Ilnicki,R.D. and A.J. Enache. 1992. Subterranean clover living mulch: an alternative method od weed control. Agriculture, Ecosystems, and Environment. 40:249-264.

Jackson, L.E., L.J. Wyland, and L.J. Stivers. 1993. Winter cover crops to minimize nitrate losses in intensive lettuce production. Journal of Agricultural Science. 121:55-62.

Kaitazov, A. ve A. Kharizanov, 1976. The possibilities for using Chrysopidae. Rastitelna. Zashchita, 1976: 24:11,22-25.

Kaşkavalcı, G., 1999. Böceklere karşı biyolojik savaşta nematodların yeri. Türk. entomol. derg., 23(4):305-314.

Kazak, C., K.  Karut, İ. Kasap, E. Şekeroğlu, 2000. Yüksek tünelde yetiştirilen patlıcan çeşitlerinde bazı zararlılara karşı salınan doğal düşmanların etkinliği. 145-156. Türkiye  4. Entomoloji Kongresi Bildirileri 12 Eylül 2000, aydın.

Koçlu, T., 1998. Manisa ilinde Helicoverpa armigera (Hübner) (Lepidoptera:Noctuidae)’nın biyolojisi ve populasyon değişimlerine etki edin bazı biyotik faktörler üzerinde araştırmalar. T. C. Ege Üniv. Fen Bilimleri Enst.. Bit. Kor. Anabilim Dalı 10.3100.0000.013

Koçlu, T., O. Ulu, A. Zümreoğlu ve B. Hepdurgun, 1996. Ege Bölgesi’ nde Turunçgil Beyaz Sineği Dialeurodes citri (Ashm.) (Hom.:Aleyrodidae)’ nin avcı böceği Serangium parcesetosum Sicard (Col.:Coccinellidae)’ un turunçgil bahçelerine adaptasyonu ve populasyon değişimleri üzerinde araştırmalar. Sonuç raporu. Proje No:BK/96/06/09/415.

Layık, F. Ö. ve Ş. Kısmalı, 1994. Zararlılara karşı biyoteknik yöntemlerle savaşta kitle halinde tuzakla yakalama (mass-trapping) yönteminin kullanılması. Türk. entomol. derg., 18(4):245-259.

Mart, C. ve Ş. Tarla, 1999. Pamuk alanlarında Pectinophora gossypiella (Saund.) (Lepidoptera:Gelechiidae) ile mücadelede iletişimi bozma (Mating disruption) tekniği. Türk. entomol. derg., 23(2):91-100.

Masiunas, J.B., L.A. Weston, and S.C. Weller. 1995. The impact of rye cover crops on weed populations in a tomato cropping system. Weed Science. 43:318-323.

Maynard, D.N. and G.J. Hochmuth. 1997. Knott’s Handbook for Vegetable Growers: Fourth Edition. New York: John Wiley & Sons, Inc.

McSorley, R. 1994. Nematode management in sustainable agriculture. In Environmentally Sound Agriculture: Proceedings of the Second Conference. K.L. Campbell, W.D. Graham, and A.B. Bottcher, eds.

McSorley, R. and D.W. Dickson. 1995. Effect of tropical rotation crops on Meloidogyne incognita and other plant-parasitic nematodes. Journal of Nematology. 27(4S):535-544.

Öncüer, C., 1984. Zararlı böceklere karşı biyolojik savaşta entomopatojen funguslar. Türk. Bit. Kor. Derg.,8(3):177-189.

Öncüer, C., 1991. Tarımsal zararlılarla savaş yöntemleri ve ilaçları. Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü. Bornova-İZMİR. 259s.

Öncüer, C., Z. Yoldaş, N. Madanlar ve A. Gül, 1994. Ege Bölgesi’nde sebze sedalarında zararlılara karşı biyolojik mücadele uygulamaları üzerinde araştırmalar. TÜBİTAK/TOAG Proje No 791:26s.

Özkan, A., N. Türkyılmaz, K. Çiftçi ve M. Kaplan, 1996. Turunçgil beyazsineği (Dialeurodes citri (Ashm.) (Hom.:Aleyrodidae) ile parazitoiti Encarsia lahorensis (How.) (Hym.:Aphelinidae)’ in üretimi ve parazitoitin doğada kolonizasyonunun sağlanması. Bitki Koruma Bülteni,36 (1-2):39-54.

Pasquier, D. et P.Charmillot, 1998. Le virus de la granulose du carpocapse Cydia pomonella. Revue suisse Vitic. Arboric. Hortic., 30 (3):185-187.

Pehlivan, E., 1981. Böceklerde çeşitli davranış şekilleri ve bunlardan yararlanma olanakları. Türk. Bit. Kor. Derg.,5(4):243-252.

Sampson, AC,  V.J. King, JC van Lenteren, 1996. Macrolophus caliginosus, field establishment and pest control effect in protected tomatoes. Bulletin OILB/SROP. 1996, 19,(1):143-146

Schumutterer, H. The neem tree. Source of Unique Natural Products for Integrated Pest Management, Medicine, Industry and Other Purposes. ISBN: 3-527-30054-6,299-411.

Sustainable Agriculture Network.1996.Managing Cover Crops Profitably

Türkmen, Ş., 1984. İzmir ve Manisa illeri sebze alanlarında zarar yapan Pis Kokulu yeşil böcek (Nezera  viridula L.(Heteroptera:Pentatomidae)’in zararı, biyolojisi ve doğal düşmanları üzerinde incelemeler. İzmir Bölg. Zir. Müc. Araş. Enst. Müd. lüğü. Araşt. eserleri serisi No: 46. 93 s.

Tüzel, Y. Anda R.Z. Eltez, 1997. Protected cultivation in Turkey. Regional working group greenhouse crop production in the mediterranean region. A contribution towards a data base for protected cultivated in teh Mediterranean Region. 201-237. Ed. By Prof Dr. Ayman anda F. Abou-Habib.

Ulubilir, A. ve C. Yabaş, 1996. Akdeniz Bölgesi’nde örtü altında yetiştirilen sebzelerde yararlı ve zararlı faunasının tesbiti. Türk. Entomol. Derg., 1996, 20(3):217-228.

Ulubilir, A. Ve şekeroğlu, E., 1997. Biological control of Liriomyza trifolii  by Diglyphus isaea  on unheated greenhouse tomatoes in adana, Turkey.  Bulletin OILB Srop. Vol. 20(4) 1997: 232-235.

Ulubilir, A., Yiğit, A. Yücel, S. ve C. Yabaş, 1997. Biological control of Bemisia Tabaci Genn. (Homoptera: Aleyrodidae) by Deraeocoris pallens Reut. (Hemiptera: Miridae) on eggplant in plastic houses in Adana. Adv.Hort.  Sci., 11 (1997): 201-204.

Uygun, N., Z. Polatöz ve H. Başpınar, 1995. Doğu Akdeniz Bölgesi Agromyzidae (Diptera) familyası türleri üzerinde faunustuk calışmalar. Türk. Entomol. Derg., 1996, 20(3): 217-228.

Vijayalakshmi, K., K. S. Radha and V. Shiva, 1995. Neem: A User’s Manual. Centre for Indian Knowledge Systems Madras and research Foundation for Science, Technology and Natural Resource Policy, New delhi,96 p.

Witzgall, P. and H. Arn (eds.), 1996. Technology Transfer in Mating Disruption. Proceedings Working Group Meeting. IOBC wprs Bulletin, 20(1), 301 s.

www.clis.ncisu. edu/sustainable/peet/IPM/insects

Wyland, L.J., L.E. Jackson, and K.F. Schulbach. 1995. Soil-plant nitrogen dynamics following incorporation of a mature rye cover crop in a lettuce production system. Journal of Agricultural Science. 124:17-25.

Wyland, L.J., L.E. Jackson, W.E. Chaney, K. Klonsky, S.T. Koike, and B. Kimple. 1996. Winter cover crops in a vegetable cropping system: impacts on nitrate leaching, soil water, crop yield, pests, and management costs. Agriculture, Ecosystems, and Environment. 59:1-17.

Yaşarakıncı, N. ve P. Hıncal, 1996. İzmir’ de örtüaltında yetiştirilen domateslerde yaprakgaleri sinekleri (Liriomyza spp.) ve Sera beyazsineği (Trialeurodes vaporariorum Westw.)’ ne karşı mücadelede sarı yapışkan tuzaklar ile kitlesel yakalama olanaklarının araştırılması. II. Ulusal Zirai Mücadele İlaçları Simpozyumu Bildirileri. 18-20 Kasım, Ankara, 185-193.

Yaşarakıncı, N. ve P. Hıncal, 1996. İzmir’de Örtüaltında Yetiştirilen Domateslerde Bulunan Ana Zararlıların (Trialeurodes vaporariorum (Westw.), Bemisia tabaci Gern ve Liriomyza spp. Populasyon Geliţmesi Üzerinde Araştırmalar Türkiye III. Entomoloji Kongresi Bildirileri. 24-28 Eylül

 

 

Ziraialet
Ziraialet hakkında 242 makale
Yasin DEMİRBOĞA Ziraat Mühendisi

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*